Adı:
Çağrı
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
380
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754059649
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Deathzone
Çeviri:
Esat Ören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
John Smith paten kaymayı seven sıradan bir çocuktur. Bir gün paten sahasında geçirdiği küçük bir kaza hafif bir beyin sarsıntısına neden olur. John bu olayın üzerinde durmaz ve olağan yaşamına devam eder. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Farkında olmadığı bazı değişiklikler olmuş, önsezileri ve bazı duyuları gelişmiştir.

Yıllar sonra John bir kaza daha geçirir ve yaşamındaki bazı ayrıntılar belirginleşme başlar. Artık kimsenin duymadığı, bilmediği ve hissetmediği her şey onunla arkadaş olmuştur.
380 syf.
·7 günde·8/10
Çağrı, King’in okuduğum 21. Kitabı. Yazar her kitabında mistik öğeleri harmanlayarak insanın içindeki en ilkel korkularıyla ayrı ayrı oynuyor. Belki de bu durum okuyucuda bağımlılık yapıyor, bilmiyorum tam açıklaması güç.

Geleceği görmek ister misiniz? Tam olarak görmek değil de hissetmek diyelim. İlk başta çok cazip bir teklif gibi görünse de bence hiç iyi bir şey değil. Okuyun, hak vereceksiniz!

Evet, geleceği hissetmek ve duyumsamakla ilgili bir hikaye Çağrı. Olayları anlatarak ip uçları vermek istemiyorum ama şunu söyleyebilirim; çok iyi tasarlanmış karakterleriyle çıkılan bu yolculukta okuyucu bir an bile sıkılmayacak ve bazen kitap elinde gözler tavanda düşüncelere dalacak.
Özellikle King okumaya yeni başlayanlara bu kitabı tavsiye ediyorum.
380 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Gerçek adıyla "Ölü Bölge", Stephen King'in 70'li yıllarda yazdığı ve doğal olarak en iyi eserlerini verdiği 70 ve 80'li yılların bütün izlerini taşıyan bir klasik. Kitap kesinlikle en iyi King eserlerinden birisi olduğu gibi, baş karakterimiz Johnny Smith de en güzel çizilmiş Stephen King karakterlerinden birisi diyebiliriz, kesinlikle. Ne yazık ki Türkçe adının kitapla hiç bir ilgisi yok.

Kitap, küçükken geçirdiği bir kazanın izlerini senelerce taşıyan ve gençlik yıllarında yaşayacağı büyük ve ölümcül bir trafik kazasının ardından hayatı tamamen değişecek olan Johnny Smith'i anlatıyor. Kitaba korku kitabı diyemeyiz, psikolojik gerilim kitabı dememiz daha uygun. Yazar belki de gelecekte yaşanacak olayları görebilme yeteneğinin insana vereceği huzursuzluğu, bu kişinin ahlâki çıkmazlarla yüzleşerek toplumda kendine bir yer bulamamasını anlatarak farklılığının bedellerinin ödenmek zorunda kalacağı bir dışlanmışlık hikâyesi olarak kurguluyor kitabı. Johnny kitap boyunca karşısına çıkan bir çok olayla istemediği durumlar yaşamak zorunda kalırken farklılığından faydalanmayı seçen insanlardan kendisinden korkanlara, kendisini seven ve destek olanlara dek bir çok insanla beraber hayatta kalmaya çalışarak nihayetine doğru yürüyor.

King'in en sevdiğim yönlerinden birisi olan kafa sesleri, ya da başkalarının sözlerinin baş karakter tarafından sık sık, sanki bir lanet gibi hatırlanması gibi özellikler eserin güzelliğini artırıyor. 90 ve 2000'li yıllardaki eserlerinde ne yazık ki daha çok ayrıntı ve bilgi bolluğu veya aşırılığıyla kitaplarının zedelendiğini gördüğümüz Stephen King burada yeteneğinin en zirvede olduğu, hayâl gücünün en yükseklerde gezindiği dönemlerin bütün güzel yanlarını kitaba katıyor: gerçekçi karakterler, çok güzel kotarılmış diyaloglar, asla aksamayan bir ritim, son derece dozunda verilen bir gerilim hissi ve merak duygusu... King, Johnny'nin üzücü hikâyesini anlatırken onu kendi külliyatının en güzel insanlarından birisine de dönüştürüyor; çünkü basit bir yazarın basit bir gerilim kitabında göz alıcı ve sığ bir heyecan ögesine dönüşebilecek olan geleceği görme yeteneği burada Johnny için bir trajedi aracına, bir kader çelmesine , hayatını kısıtlayan ve daraltan bir sessiz acı çekme merasimine dönüşüyor.

Mahşer, 'O', Sadist, Cujo gibi başyapıtlarıyla Stephen King, bu eseriyle de gerçekten popüler edebiyatın ve korku edebiyatının en değerli ve kalburüstü yazarlarından birisi olduğunu ortaya koyuyor. Bu yüzden hiç King okumamış okurlara gönül rahatlığıyla bu eseri önerebilirim. Ben de 30 sene önce okumuş ve çok sevmiştim. Yeniden okudum ve yine çok sevdim...
380 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kaliteli kitaplar size ilham verir. Bir kitabın sizde bıraktığı etki çok önemlidir, seversiniz ya da nefret edersiniz; fakat eser belli bir kalitenin üzerindeyse, ilham kaynağı oluverir. "Çağrı" (Neden bu alakasız çeviriler?) uzun zamandır, hatta çok uzun zamandır ertelediğim bir Stephen King romanıydı. Belki de sahafta bulduğum baskının belli zorluklardan geçtiğini fazlasıyla belli etmesinden dolayı kitabı bir türlü okumaya başlayamadım. Bu konudaki takıntım büyük, baskı da maalesef fazlasıyla görmüş geçirmiş. Bu konudaki endişelerim ilk elli sayfa bile geri kalmadan kafamdan silindi gitti. King'in eserinde yarattığı o eski klasik Amerikan filmi havası o kadar kuvvetli ve başarılı ki bahsettiğim tarzı sevseniz de sevmeseniz de içine çekiyor sizi. Karakterlerin de aynı sinema dönemi karakterlerine bir yandan benzemeleri bir yandan fazlasıyla özgün olmaları takdir edilesi bir ayrım.

Trajedinin yarattığı sürükleyicilik kitabın başlarında kendini gösteriyor ve asıl olayların başlaması biraz sürse bile bu durumu fark etmiyor, dolayısıyla şikayet etmiyorsunuz. Johnny'nin yaşadığı trajedi, bu trajedinin ailesi ve yeni kız arkadaşı Sarah'yı nasıl etkilediği başarılı bir şekilde aktarılırken ileri sayfalarında tüylerinizi ürpertecek roman, bu kısımlarda gözlerinizi dolduruyor. Zamanın geçişini de etkili olarak kullanan King, yarattığı trajedinin devamında okurunun duygularına bu durumu kullanarak dokunuyor. Zamanın ne kadar acımasız olduğunu, hem Johnny hem de Sarah'nın tarafından görmemiz net bir bakış açısı sağlıyor.

Geleceği görmek, farklı medyumluklar (bu da biraz maymunluk der gibi oldu ama, neyse...) yapmak üzerine yazılmış bir sürü roman, çekilmiş bir sürü film var. Lafı gelmişken, Çağrı'nın da 1983 yapımı bir beyazperde uyarlaması bulunmakta. Kitapla aynı ismi taşıyan (The Dead Zone) filmin de yönetmenliğini David Cronenberg gibi usta bir isim üstleniyor. Filmi, konu benzerliği taşıdığı diğer filmlere göre güzel ses getiriyor. Sivrilmesi de elbette hikayesinin Stephen King elinden çıkmış olmasıdır. Geleceğin görülmesi ve karakterlerin tanrı rolüne sokulması Amerikan filmlerinde fazlasıyla gördüğümüz durumlar. Bu yüzden bu konu üzerine bir roman yazmak cesaret ister. Gereken cesareti gösteren King, diğer örneklerin de pabucunu dama atıyor elbette.

Kitabın ne kadar sürükleyici olduğunu ballandıra ballandıra anlattıktan sonra teknik özelliklerine değinmeli miyim bilmiyorum? Ama geleneğim bozulmasın diyerek ufak bir şeyler söyleyecek olursam; diyalogların ve anlatımın akıcılığına alışkınız, bunu cebe atabiliriz. Bu sefer belli yerlerde politikaya dokunduran King bunu da o kadar güzel yapmış ki, ilgili ilgisiz her okurunu aynı derecede anlattığı konuya bağlamış. Kısacası King'in en sürükleyici anlatımlarından biri diyebilirim. Geçişler ve konu bölünmeleri dahil bir an bile sıkmıyorsa; o anlatım somut bir şekilde başarıya ulaşmıştır.

Sahaf siteleri ve belki tezgahlar haricinde Çağrı'yı piyasada bulmanız zor. Yeni baskısının haberi gelmedi, kitapçılarda belki kalmışsa kalmıştır. Yoksa sitelerde de tamamen tükenmiş durumda. Son zamanlarda Altın Kitaplar bu konuya el atmış ve baskısı tükenen Stephen King kitaplarını tekrar basmaya başlamıştı, buraya da el atmaları çok sürmez diye düşünüyorum. Kendilerine tek sitemim, baskılar yenilendikçe fiyatlar dudak uçuklatacak kadar artıyor. Yeni baskılardan iki adet King kitabını raftan çekseniz 70-80 lira arası bir fiyatla ödüllendiriliyorsunuz(!). Bu sitemim çok haklı bir sitem, fakat elbette yorumumu kötü bitirip gölge düşürmek istemiyorum. Bulabildiğiniz yerde affetmeyin alın sevgili okurlar. Çağrı, kesinlikle okunması gereken sağlam bir Stephen King klasiği.
380 syf.
Çağrı okuduğum ilk Stephen King romanı. Yazarla bu romanla tanıştım. Etkinlik beni kamçılamasa uzun süre tanışamazdım sanırım.

İçerik bakımından sevdiğim filmlere benziyor bu roman. Hafif geriyor, zekice ve bazen çaresizliği çok net hissediyorsunuz. Tabi bu tür şeylere aşina olduğumdan beni pek etkilediğini de söyleyemeyeceğim. Hatta başta kitabı bitiremeyeceğimi düşündüm. Ancak seyir beklediğimden farklıydı. Mistik güçler etrafında dönen roman beni bu tür bir güçle içine çekmiştir belki de. Tabi net olarak işin seyri Greg Stillson'ın devreye girmesiyle değişti. Gerçekten nokta atışı dediğim, sadece kurgu olarak kalmayan ve güncel özellik taşıyan tespitler kitaba bağlanmamı ve merakla okumaya devam etmemi sağladı.

Sona gelirsek yazar ben olsam aynı şekilde bitirirdim diye düşünüyorum. Pek net görülmese de iyiler kazandı. Yani her şey yerli yerinde, pırıl pırıl bir romandı. Etkilenme kısmını ise diğer romanlara saklıyorum :).

Kitapla ilgili son sözüm: Hiçbir şey göründüğü gibi değildir, görünmeyenlerde saklıdır doğrular.
380 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Tam bir King klasiği.. Okurken hiç sıkılmadım, Stephen King’in bazı eserlerinin aksine hiç duraklamadan ilerledi kitap ve en beğendiğim king klasikleri arasında yerini aldı. Başarılı..
380 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Fazla beğenemediğim King kitabı...

Kitabın kurgusunu çok beğenemedim. Johnny'nin Greg'le olan mücadelesi derinlemesine işlenmemiş. Hatta kitabın çoğunluğunda böyle bir mücadeleden de söz edilemez. Gereksiz bir ton diyalog ve olay var.

Kitabın konusu, sonlarına gelene kadar net olarak anlaşılamıyor. Kingin diğer kitaplarındaki tadı alamadım.

Yinede 7 puan verdim. Çünkü adam kötü kitabını bile bir şekilde okutturuyor :-)
380 syf.
·Puan vermedi
King'den oturaklı, harika bi roman. King gerçekleşmesi olanaksız olayları ve durumları bile gerçekmiş gibi anlatmasını biliyor.
Bu roman korkudan ziyade gerilim öğelerinin daha ağır bastığı bir roman olmuş.
380 syf.
·Puan vermedi
Hiç sıkılmadan okuduğum nadir kitaplardan birisiydi Çağrı . Ancak kitap bitmesine rağmen içerisindeki soru hala beynimi tırmalamakta ve sorunun cevabına kendi düşüncemde hala yanıt bulamamaktayım . Sizin de görüşünüzü merak ederek soruyorum . EĞER BİR ZAMAN TÜNELİNDEN GEÇİP 1932 YILINA DÖNEBİLSEYDİNİZ , HİTLER’İ ÖLDÜRÜR MÜYDÜNÜZ ? Z
380 syf.
·26 günde·9/10
Çağrı Stephen King'in okuduğum ikinci kitabı.Ben Göz kitabından daha çok beğendiğimi söyleyebilirim.Herkesin aradığı katilin beklenmedik bir isim çıkması güzeldi.Yaratıcı bir eser.Gerilim,gizem tarzı kitapları seven okurlara okumalarını tavsiye ederim
380 syf.
·Beğendi·8/10
Stephen King sahiden de bi efsane az sayıda kitabini okusam da her defasında etkilenmemek elde değil. Kurgusu yazışı. Çevirmen de gayet başarılı. Şiddetle tavsiye ederim gayet güzel bir kitap
380 syf.
Kitabın kötü adamını çok iyi işlemiş King. Saf bir kötülük derinden ve sessizce ilerlerken, sıradan bir insan, sahip olduğu beklenmedik bir yetenek ile omuzlarında ağır bir sorumlulukla başbaşa bulur kendini. Gerçekten başbaşadır çünkü bu öyle bir fedakarlıktır ki sonunda ne bir alkış, ne bir tezahürat duyulacaktır. Tam bir ahlak sınavından geçiriyor kahramanını King. Ben olsam ne yapardım diye düşünmeden edemiyor insan kitabı okurken.
380 syf.
Paten kayan bi çocuğun küçük bi kaza sonucunda ortaya çıkan önsezi ve karmaşık bilinçaltını anlatıyor.Yazar, beynimizin bize ne tür oyunlar oynayabileceğini sınırlarımızı ne kadar zorlayabileceğimizi değişik bi kurguyla gözler önüne seriyor.
Gecenin yarısında çalan bir telefon genellikle şu üç anlama gelirdi: Sabahın ikisi bile olsa sesini duymandan hoşlandığını sanan kafayı bulmuş eski bir dost; yanlış numara; kötü haber.
Ama işte, elimizden ne geliyorsa onu yapabiliyoruz ve bununla yetinmek zorundayız... beğenmesek de, alışmamız gerekiyor.
...soru: Eğer bir zaman tünelinde geçip 1932 yılına dönebilseydiniz, Hitler'i öldürür müydünüz?
Rüzgarın değişimini önceden gören adam rüzgar gülü değil, yel değirmeni yapmalıdır.
Johnny 'nin aklına üç dilek tutan yaşlı çift geldi. Masala göre yaşlı karı koca önce yüz sterlinleri olsun istemişler. Ama değirmende olan bir kaza sonucu oğulları ölmüş. Değirmen bozularak yüz sterlin tutarında hasar olmuş. Sonra yaşlı kadın oğlunun acısına dayanamayıp geri gelmesini istemiş... ve kapıyı açıp da bakınca oğlunu mezarından çıkmış korkunç durumuyla karşısında bulmuş. Son hakkı yaşlı adam kullanıp oğlunu geri göndermiş.Weizak'ın dediği gibi bazı şeylerin yitik kalması daha iyi oluyordu.
Elimizden ne geliyorsa onu yapabiliyoruz ve bununla yetinmek zorundayız... Beğenmesek de alışmamız gerekiyor. Yitirilen hiç bir şey yoktur, Sarah. Bulunamayacak hiçbir şey.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çağrı
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
380
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754059649
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Deathzone
Çeviri:
Esat Ören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
John Smith paten kaymayı seven sıradan bir çocuktur. Bir gün paten sahasında geçirdiği küçük bir kaza hafif bir beyin sarsıntısına neden olur. John bu olayın üzerinde durmaz ve olağan yaşamına devam eder. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Farkında olmadığı bazı değişiklikler olmuş, önsezileri ve bazı duyuları gelişmiştir.

Yıllar sonra John bir kaza daha geçirir ve yaşamındaki bazı ayrıntılar belirginleşme başlar. Artık kimsenin duymadığı, bilmediği ve hissetmediği her şey onunla arkadaş olmuştur.

Kitabı okuyanlar 332 okur

  • Fatma Yılmaz
  • Senuber Memmedzade
  • Papatyam
  • Mina Atmaca
  • gökyüzübenim
  • Edip Boztepe
  • neşe
  • Tuğçe Çiftci
  • Musa Yilmazel
  • Αρκαδικό

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0.9
14-17 Yaş
%5.5
18-24 Yaş
%23.6
25-34 Yaş
%29.1
35-44 Yaş
%25.5
45-54 Yaş
%13.6
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.7
Erkek
%43.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.4 (31)
9
%23 (26)
8
%28.3 (32)
7
%16.8 (19)
6
%2.7 (3)
5
%0.9 (1)
4
%0.9 (1)
3
%0
2
%0
1
%0