Geri Bildirim
Adı:
Korku Ağı
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
592
ISBN:
9789752122642
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Salem's Lot
Çeviri:
Esat Ören, Öz Dokuman
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Korku Ağı 25 yıl sonra okurlarla yeniden buluşuyor!
“Bak ve beni gör, cılız adam. Senin şömine önünde bir kitapla birkaç saat geçirdiğin gibi yüzyıllar geçiren Barlow’a bak. Bak ve elindeki sefil sopayla öldürmeye çalıştığın, gecelerin bu muhteşem yaratığını gör.
Bana bak, yazar bozuntusu! Ben insan hayatlarını yazdım ve mürekkep olarak kan kullandım. Bana bak ve ümidini kes!” Jerusalem’s Lot küçük bir New England kasabasıdır ve burada da, benzeri yerlerde olduğu gibi dedikodular, tuhaf tipler ve saygı değer insanlar vardır. Tabii garip olaylar hakkında söylentiler de yok değildir; ama her kasabada olduğu kadar...

Yazar Ben Mears, çocukluk yıllarını konu alan ve o günlerden beri ona musallat olmuş korkularıyla yüzleşmek amacıyla bir roman yazmak için Lot’a döner. Çocukken tanık olduğu korkunç olayın gerçekleştiği ev –Marsten Köşkü− işte karşısındadır; fakat yeni ve gizemli kiracıları vardır. Kasabada bazı kuşkulu şeyler yaşanmaya başlayınca, Mears’ın belleğindeki karanlık anılar da canlanmaya başlar: Önce bir köpek hunharca öldürülmüş olarak bulunur, ardından bir çocuk kaybolur. Bunlar başlangıçta çok da sıra dışı olaylar olarak görülmez, fakat liste uzamaya başlar. Çok geçmeden kasabayı saran şaşkınlık hayrete, belirsizlikler dehşete dönüşecektir.
Televizyonu kapatın – daha iyisi, koltuğunuzun yanı başındaki hariç, bütün lambaları da kapatın. Ondan sonra, bu loş ışıkta sizinle vampirler hakkında konuşalım. Sanırım, sizi onların varlığına inandırabilirim.
- Stephen King
Stephen King'in Göz/Carrie adlı ilk kitabından sonra yazdığı Korku Ağı, yazarın en iyi eserlerinden bir diğeri olarak dikkat çekici bir çalışma. Ben 30 sene önce eski versiyonunu okumuştum. Burada yeni versiyonda hem kitabın girişinde bir hikâye var hem de kitabın son kısmında oldukça uzun bir başka hikâye var, ve ana hikâyenin devamı olarak görülebilir bu son öykü, zira yine aynı kasabada geçiyor. Ben okumadım ama kitaptaki bazı karakterlerin, meselâ Callahan'ın Kara Kule serisinde de görüldüğünü öğrendim.

30 sene önce bir ergenken okuduğum kitaptan konuyu değil, ama bende yarattığı hissi hatırlıyorum. Bu bir vampir hikâyesiydi, korkunçtu, işte bunları hatırlıyordum. 30 sene sonra uzun versiyonuyla bir kez daha okurken konusuna dair hiç birşey hatırlamadım kitabın. Haklıydım, karakterler, olaylar hatırlanacak bir iz bırakacak gibi değil, ancak kitabın başından sonuna devam eden ve artık son 100 sayfada meselâ giderek artan uğursuz, karanlık ve ışığın yavaş yavaş yok edildiği bir atmosfer yaratmayı çok iyi başardığını söylemem gerek yazarın. Stephen King'in en sevdiğim anlatım özelliklerinden olan irkiltici, tuhaf kafa konuşmaları burada yok gibi, bu yönünü ikinci eserinde tam geliştirmemiş demek ki, oysa bu çıldırtıcı kafa sesleri eserlerine- özellikle ilk dönem eserlerine- ürkütücü bir hava veriyor genelde. Korku Ağı'nda korku ve hatta terör hissi Jerusalem kasabasına ağır ağır yayıldıkça bu hissin giderek kör edici bir kesiflikte kitabın her yanına, kasabadakine benzer bir şekilde yayıldığını hissediyoruz. Bir vampirin yani onun temsil ettiği bütün kötülüklerin kasaba sakinlerine bulaşmasıyla herkes teker teker vampire dönüşürken, onları durdurmaya çalışan bütün iyilerin hiç bir kitapta tanık olamayacağımız- mesela Taht Oyunları'ndaki gibi, beklenmedik, ani- şekillerde yok olmasıyla yazar bizi kötülükten, çürümüşlükten başka hiç birşeyin olmadığı bir dünyaya davet etmiş oluyor. Ancak bu kitap muhafazakar bir metin de sayılabilir. Kutsal metinlerde topluca yok edildiği söylenen şehirler ya da kasabalar gibi, Jerusalem (yani Kudüs) sakin ve güzel görünümün ardından kötülüğe hizmet eden ya da bunu farketmeden yaşayan sakinleriyle bir anlamda cezalandırılıyor. Alkol düşkünü din adamından sözde ahlâklı ama ruhunu vampire (şeytana) satmış insanlarına dek herkes kasabanın yok olmasında üzerine düşen görevi yerine getiriyor gibi. Bu insanlar kötülüğü durduracak güçten yoksunlar, bilgileri yok ya da zaten bizzat ona dahil durumdalar. Böylece kutsal metinlerde söylendiği gibi, cezalandırılmaları kaçınılmaz oluyor. Öyleki kötülüğü yok etmek için mücadele edenlerin nihai çözümleri de -spoiler geliyor:-)kasabayı kurtarmak olmuyor, ve ceza da yine örneğin Kur'an'da sık sık okuduğumuz gibi, ateş oluyor.

Böylece Stephen King'in neden bu kadar karamsar, karanlık ve uğursuz bir atmosfer yaratmayı başardığını anlıyoruz: yazar günahkâr olduğumuz fikrini kurcalayarak bize sebebini bildiğimiz ya da bilmediğimiz günahların bedelini ödemekten kaçamayacağımızı ve konforlu hayatlarımızın bir bedeli olduğunu söylüyor. Söylediğim gibi; kitaptaki karakterler derinlikli olarak verilemediği için- çok küçük bir ihtimal, yazarın derdi de bu olmadığı için- aklımızdan çıksa da günah duygusu, cezalandırılma duygusu, ölümlü olduğumuz gerçeğinin, görece konforlu hayatlarımızın aslında her an dağılabileceği gerçeğinin kitabın atmosferine yedirilmesiyle oluşan bu his aklımızdan çıkmıyor. Bu arada, vampirler çok moda olduğu için kitabı okuyanlara günümüzdeki moda ve aşina rollerinin dışında, saf kötü, pis, uğursuz ve din dışı görünerek belki şaşırtıcı gelebilir; yine de vampir Barlow karakteri o son derece ilginç mektubuna rağmen yeterince derinlikli verilemediği için büyük bir etki yaratamıyor. Bu kitap Anne Rice'ın Vampirle Görüşme kitabının yanında sönük kalıyor ama atmosferi anlamında yine de vasatın çok üzerinde bana göre. Stephen King severlerin mutlaka okuması gereken eserlerden, yazarın en iyi eserlerinden birisi kesinlikle. Biz King okuyanlar- tabii onu en başarılı yani ilk dönem eserleriyle tanıyanlar zaten yarattığı karakterlerle değil, olay ve atmosfer yaratmadaki ustalığıyla seviyoruz onu. Korku Ağı, bu anlamda dört dörtlük bir eser olarak okunmayı hak ediyor...
Kitap oldukça gerilimli ve merak uyandırıcı bir korku/gerilim kitabı. Bazı kısımlarında insanı güldürürken bazı kısımlarında kanınızı dondurup, tüylerinizi diken diken edecek. Bence oldukça başarılı bir Stephen King kitabı.

Benzer kitaplar

Okuduğum ikinci kitabıydı,ilkine göre fena değildi ama yine bir heyecan eksikliği vardı bu kitabında da,maalesef tam olarak beğenemedim ama şans vermeye devam ettim yine de.
Stephen King'in kitaplarına ilk kitabı göz ile başlamış ve çokta sevememiş biri olarak bitirmiştim kitabı.Şimdi sıra yazarın 2.kitabındaydı yani bu kitapta.

Öncelikle belirtmeliyim ki ben kurgu olduğunu bildiğim şeylerden korkamayan bi insanım.Hele kitaplardan asla.Korku kitaplarından ciddi ciddi korkup gerilenleri görünce gülesim geliyordu (en azından bu kitabı okuyana kadar bu böyleydi) Aslında hayır bu kitaptanda korkamasamda bir süre geceleri odamın penceresine bakmamaya çalıştım (Kitabı okuyan beni anlayacaktır).

Kitap vampirleri konu alıyor.Alacakaranlık serisi vb. Kitaplarda işlenen vampirlerden nefret ediyordum.Çünkü vampirler vahşi ve korkunç varlıklar olmalıydı gidip ona buna aşık olacak tiplerden değil.Yazar vampirleri olması gibi işliyor ve bunu fazlasıyla iyi yapıyor.

Kitap içerisinde ana hikaye dışında 2 tane de yan hikaye bulunuyor.Bu hikayelerin birisi hikayenin geçtiği kasabanın ana hikaye bittikten sonra ki halini anlatırken diğer hikaye ise kasabanın geçmişini konu alıyor.Açıkçası bu yan hikayelerin eklenmesini görünce bana direk oyunlarda sonradan gelen DLC(Eklenti paketi) leri anımsattı.

Son sözlerimize gelecek olursak, aşk kitaplarına konu edinen saçma sapan işlenmiş vampir hikayelerinden sıkılmış,muhteşem atmosfere sahip bir korku kitabı arıyorsanız bu kitabı size fazlasıyla öneriyorum.
Gayet başarılı bir kitap daha. Gerilim oldukça iyiydi. Vampir oldu mu konusu böyle olur alacakaranliktaki gibi aşık olunacak vampirlerden degil :) hiç sıkılmadan okudum. King yine ayrıntıya onem vermis her kitabinda olduğu gibi zaten o yuzden de ayri seviyorum adamin kitaplarini ne olursa olsun okutturuyor. Kimilerini de sıkıyor uzun ayrintilar ama kitap çok iyi. Burda da döktürmüş King.
“Mark Twain’e göre, bir roman , yazarın hayatında hiç yapmadığı şeylerin itirafı gibiymiş.”
“Şeytan artık çatallı kuyruğu, boynuzları ve toynakları olan bir canavar veya otların arasından süzülen bir yılan değildi -bu her ne kadar son derece uygun bir imaj olsa da... Freud'a göre şeytan hepimizin bilinçaltında yatan devasa bir kimlikti."
Gözlerini onun gözlerinden ayırmak için bütün iradesini kullanmak zorunda kaldı.
Dünyanın en iyi eğitimli doktoru, cehalet okyanusunun ortasındaki bir adada mahsur kalmış gibidir.
Küçük kasabalarda çok az iyilik vardır.Çoğunlukla, içine biraz kötülük serpiştirilmiş kayıtsızlık vardır; bazen kasıtlı kötülük de olur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Korku Ağı
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
592
ISBN:
9789752122642
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Salem's Lot
Çeviri:
Esat Ören, Öz Dokuman
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Korku Ağı 25 yıl sonra okurlarla yeniden buluşuyor!
“Bak ve beni gör, cılız adam. Senin şömine önünde bir kitapla birkaç saat geçirdiğin gibi yüzyıllar geçiren Barlow’a bak. Bak ve elindeki sefil sopayla öldürmeye çalıştığın, gecelerin bu muhteşem yaratığını gör.
Bana bak, yazar bozuntusu! Ben insan hayatlarını yazdım ve mürekkep olarak kan kullandım. Bana bak ve ümidini kes!” Jerusalem’s Lot küçük bir New England kasabasıdır ve burada da, benzeri yerlerde olduğu gibi dedikodular, tuhaf tipler ve saygı değer insanlar vardır. Tabii garip olaylar hakkında söylentiler de yok değildir; ama her kasabada olduğu kadar...

Yazar Ben Mears, çocukluk yıllarını konu alan ve o günlerden beri ona musallat olmuş korkularıyla yüzleşmek amacıyla bir roman yazmak için Lot’a döner. Çocukken tanık olduğu korkunç olayın gerçekleştiği ev –Marsten Köşkü− işte karşısındadır; fakat yeni ve gizemli kiracıları vardır. Kasabada bazı kuşkulu şeyler yaşanmaya başlayınca, Mears’ın belleğindeki karanlık anılar da canlanmaya başlar: Önce bir köpek hunharca öldürülmüş olarak bulunur, ardından bir çocuk kaybolur. Bunlar başlangıçta çok da sıra dışı olaylar olarak görülmez, fakat liste uzamaya başlar. Çok geçmeden kasabayı saran şaşkınlık hayrete, belirsizlikler dehşete dönüşecektir.
Televizyonu kapatın – daha iyisi, koltuğunuzun yanı başındaki hariç, bütün lambaları da kapatın. Ondan sonra, bu loş ışıkta sizinle vampirler hakkında konuşalım. Sanırım, sizi onların varlığına inandırabilirim.
- Stephen King

Kitabı okuyanlar 96 okur

  • İptila
  • Oznur Gezen
  • T. Furkan Manyas
  • Abdulkadir BEKDEMİR
  • Reşit Berkay Kocaaslan
  • Rümeysa HASTÜRK
  • merve
  • kerem erturk
  • Çiğdem
  • Berkay Çinkaya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.8
14-17 Yaş
%7
18-24 Yaş
%14
25-34 Yaş
%26.3
35-44 Yaş
%26.3
45-54 Yaş
%19.3
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%3.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.9
Erkek
%52.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (12)
9
%25 (9)
8
%27.8 (10)
7
%11.1 (4)
6
%2.8 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0