Korku Ağı

8,6/10  (16 Oy) · 
52 okunma  · 
10 beğeni  · 
1.193 gösterim
Korku Ağı 25 yıl sonra okurlarla yeniden buluşuyor!
“Bak ve beni gör, cılız adam. Senin şömine önünde bir kitapla birkaç saat geçirdiğin gibi yüzyıllar geçiren Barlow’a bak. Bak ve elindeki sefil sopayla öldürmeye çalıştığın, gecelerin bu muhteşem yaratığını gör.
Bana bak, yazar bozuntusu! Ben insan hayatlarını yazdım ve mürekkep olarak kan kullandım. Bana bak ve ümidini kes!” Jerusalem’s Lot küçük bir New England kasabasıdır ve burada da, benzeri yerlerde olduğu gibi dedikodular, tuhaf tipler ve saygı değer insanlar vardır. Tabii garip olaylar hakkında söylentiler de yok değildir; ama her kasabada olduğu kadar...

Yazar Ben Mears, çocukluk yıllarını konu alan ve o günlerden beri ona musallat olmuş korkularıyla yüzleşmek amacıyla bir roman yazmak için Lot’a döner. Çocukken tanık olduğu korkunç olayın gerçekleştiği ev –Marsten Köşkü− işte karşısındadır; fakat yeni ve gizemli kiracıları vardır. Kasabada bazı kuşkulu şeyler yaşanmaya başlayınca, Mears’ın belleğindeki karanlık anılar da canlanmaya başlar: Önce bir köpek hunharca öldürülmüş olarak bulunur, ardından bir çocuk kaybolur. Bunlar başlangıçta çok da sıra dışı olaylar olarak görülmez, fakat liste uzamaya başlar. Çok geçmeden kasabayı saran şaşkınlık hayrete, belirsizlikler dehşete dönüşecektir.
Televizyonu kapatın – daha iyisi, koltuğunuzun yanı başındaki hariç, bütün lambaları da kapatın. Ondan sonra, bu loş ışıkta sizinle vampirler hakkında konuşalım. Sanırım, sizi onların varlığına inandırabilirim.
- Stephen King
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2017
  • Sayfa Sayısı:
    592
  • ISBN:
    9789752122642
  • Orijinal Adı:
    Salem's Lot
  • Çeviri:
    Esat Ören, Öz Dokuman
  • Yayınevi:
    Altın Kitaplar
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
30 Oca 22:56 · Kitabı okudu · 11 günde · 10/10 puan

Stephen King'in Göz/Carrie adlı ilk kitabından sonra yazdığı Korku Ağı, yazarın en iyi eserlerinden bir diğeri olarak dikkat çekici bir çalışma. Ben 30 sene önce eski versiyonunu okumuştum. Burada yeni versiyonda hem kitabın girişinde bir hikâye var hem de kitabın son kısmında oldukça uzun bir başka hikâye var, ve ana hikâyenin devamı olarak görülebilir bu son öykü, zira yine aynı kasabada geçiyor. Ben okumadım ama kitaptaki bazı karakterlerin, meselâ Callahan'ın Kara Kule serisinde de görüldüğünü öğrendim.

30 sene önce bir ergenken okuduğum kitaptan konuyu değil, ama bende yarattığı hissi hatırlıyorum. Bu bir vampir hikâyesiydi, korkunçtu, işte bunları hatırlıyordum. 30 sene sonra uzun versiyonuyla bir kez daha okurken konusuna dair hiç birşey hatırlamadım kitabın. Haklıydım, karakterler, olaylar hatırlanacak bir iz bırakacak gibi değil, ancak kitabın başından sonuna devam eden ve artık son 100 sayfada meselâ giderek artan uğursuz, karanlık ve ışığın yavaş yavaş yok edildiği bir atmosfer yaratmayı çok iyi başardığını söylemem gerek yazarın. Stephen King'in en sevdiğim anlatım özelliklerinden olan irkiltici, tuhaf kafa konuşmaları burada yok gibi, bu yönünü ikinci eserinde tam geliştirmemiş demek ki, oysa bu çıldırtıcı kafa sesleri eserlerine- özellikle ilk dönem eserlerine- ürkütücü bir hava veriyor genelde. Korku Ağı'nda korku ve hatta terör hissi Jerusalem kasabasına ağır ağır yayıldıkça bu hissin giderek kör edici bir kesiflikte kitabın her yanına, kasabadakine benzer bir şekilde yayıldığını hissediyoruz. Bir vampirin yani onun temsil ettiği bütün kötülüklerin kasaba sakinlerine bulaşmasıyla herkes teker teker vampire dönüşürken, onları durdurmaya çalışan bütün iyilerin hiç bir kitapta tanık olamayacağımız- mesela Taht Oyunları'ndaki gibi, beklenmedik, ani- şekillerde yok olmasıyla yazar bizi kötülükten, çürümüşlükten başka hiç birşeyin olmadığı bir dünyaya davet etmiş oluyor. Ancak bu kitap muhafazakar bir metin de sayılabilir. Kutsal metinlerde topluca yok edildiği söylenen şehirler ya da kasabalar gibi, Jerusalem (yani Kudüs) sakin ve güzel görünümün ardından kötülüğe hizmet eden ya da bunu farketmeden yaşayan sakinleriyle bir anlamda cezalandırılıyor. Alkol düşkünü din adamından sözde ahlâklı ama ruhunu vampire (şeytana) satmış insanlarına dek herkes kasabanın yok olmasında üzerine düşen görevi yerine getiriyor gibi. Bu insanlar kötülüğü durduracak güçten yoksunlar, bilgileri yok ya da zaten bizzat ona dahil durumdalar. Böylece kutsal metinlerde söylendiği gibi, cezalandırılmaları kaçınılmaz oluyor. Öyleki kötülüğü yok etmek için mücadele edenlerin nihai çözümleri de -spoiler geliyor:-)kasabayı kurtarmak olmuyor, ve ceza da yine örneğin Kur'an'da sık sık okuduğumuz gibi, ateş oluyor.

Böylece Stephen King'in neden bu kadar karamsar, karanlık ve uğursuz bir atmosfer yaratmayı başardığını anlıyoruz: yazar günahkâr olduğumuz fikrini kurcalayarak bize sebebini bildiğimiz ya da bilmediğimiz günahların bedelini ödemekten kaçamayacağımızı ve konforlu hayatlarımızın bir bedeli olduğunu söylüyor. Söylediğim gibi; kitaptaki karakterler derinlikli olarak verilemediği için- çok küçük bir ihtimal, yazarın derdi de bu olmadığı için- aklımızdan çıksa da günah duygusu, cezalandırılma duygusu, ölümlü olduğumuz gerçeğinin, görece konforlu hayatlarımızın aslında her an dağılabileceği gerçeğinin kitabın atmosferine yedirilmesiyle oluşan bu his aklımızdan çıkmıyor. Bu arada, vampirler çok moda olduğu için kitabı okuyanlara günümüzdeki moda ve aşina rollerinin dışında, saf kötü, pis, uğursuz ve din dışı görünerek belki şaşırtıcı gelebilir; yine de vampir Barlow karakteri o son derece ilginç mektubuna rağmen yeterince derinlikli verilemediği için büyük bir etki yaratamıyor. Bu kitap Anne Rice'ın Vampirle Görüşme kitabının yanında sönük kalıyor ama atmosferi anlamında yine de vasatın çok üzerinde bana göre. Stephen King severlerin mutlaka okuması gereken eserlerden, yazarın en iyi eserlerinden birisi kesinlikle. Biz King okuyanlar- tabii onu en başarılı yani ilk dönem eserleriyle tanıyanlar zaten yarattığı karakterlerle değil, olay ve atmosfer yaratmadaki ustalığıyla seviyoruz onu. Korku Ağı, bu anlamda dört dörtlük bir eser olarak okunmayı hak ediyor...

Kitaptan 6 Alıntı

seyra 
10 May 19:28 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

-"Bir zamanlar ben de yazabileceğimi düşünmüştüm".
-"Neden yazmadin?"
-" Çok önemli bir niteliğim eksikti : Yetenek."

Korku Ağı, Stephen King (Sayfa 151 - Altin kitaplar)Korku Ağı, Stephen King (Sayfa 151 - Altin kitaplar)
seyra 
29 Nis 21:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Tanrim, bana değiştiremeyecegim şeyleri kabul edecek OLGUNLUĞU, değiştirebilecegim şeyleri değiştirme AZMİNİ ve çok sık çuvallamamam için TALİH bahşet.

Korku Ağı, Stephen King (Sayfa 162 - Altın kitaplar)Korku Ağı, Stephen King (Sayfa 162 - Altın kitaplar)
seyra 
16 May 17:32 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Gidecek yerin kalmadi," dedi Barlow. Simsiyah gözleri cehennemi bir neşeyle parliyordu. "Bir adamin inancinin suya düşmesini görmek ne acı. Eh, ne yapalim...

Korku Ağı, Stephen King (Sayfa 398 - altin kitaplar)Korku Ağı, Stephen King (Sayfa 398 - altin kitaplar)
seyra 
11 May 18:20 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Üzülmek istemiyorsan, gizlice kimseyi dinleme. Yani kendin hakkinda hoşlanmayacağin şeyler işitebilirsin.

Korku Ağı, Stephen King (Sayfa 170)Korku Ağı, Stephen King (Sayfa 170)
Onur Özkan 
23 Oca 19:06 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Salem's Lot
“Bak ve beni gör, cılız adam.
Senin şömine önünde bir kitapla birkaç saat geçirdiğin gibi
yüzyıllar geçiren Barlow’a bak.
Bak ve elindeki sefil sopayla öldürmeye çalıştığın,
gecelerin bu muhteşem yaratığını gör.
Bana bak, yazar bozuntusu!
Ben insan hayatlarını yazdım ve mürekkep olarak kan kullandım.
Bana bak ve ümidini kes!”
Jerusalem’s Lot küçük bir New England kasabasıdır ve burada da, benzeri
yerlerde olduğu gibi dedikodular, tuhaf tipler ve saygı değer insanlar vardır.
Tabii garip olaylar hakkında söylentiler de yok değildir;
ama her kasabada olduğu kadar…"

Korku Ağı, Stephen King (Altın Kitaplar - Tam Metin)Korku Ağı, Stephen King (Altın Kitaplar - Tam Metin)
seyra 
16 May 17:29 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bazı şeyler ölümden daha kötüdür.

Korku Ağı, Stephen King (Sayfa 399 - altin kitaplar)Korku Ağı, Stephen King (Sayfa 399 - altin kitaplar)