Tarafsızlıkla, mantık yürüterek başarısız gözükmesi gereken hayatına baktı.
Dostluk ve dostluğun onu insan ırkında tutabilecek yakınlığını istemişti; iki dostu olmuştu, biri kim olduğu bilinmeden anlamsızca ölmüştü, diğeri artık hayatın öyle uzak saflarına çekilmişti ki ... Evliliğin içtenliğini ve dingin, birleştirici tutkusunu istemişti; ona da sahip olmuştu ama onunla ne yapacağını bilememişti ve o da ölmüştü. Aşk istemişti; aşkı bulmuştu ve ondan da feragat etmiş, ihtimaller kargaşasında yok olup gitmesine izin vermişti. Hoca olmak istemişti ve olmuştu da; yine de biliyordu, hep farkındaydı, hayatının büyük bölümünde sıradan bir hoca olmuştu. Bir parça bütünlük, tam bir saflık hayal etmişti; taviz ve değersizliğin saldırgan şaşırtmacasını bulmuştu. Bilgeliği kavramış ve uzun yılların sonunda cehaleti bulmuştu. Daha başka ne var, diye düşündü. Başka?