İkinci kitap birinci kitaptan daha iyi bence en azından ben beğendim, film izler gibi okudum. Ne iyi diyebilirim ne de çok kötü bir kitap. Kafa dağıtmak için okunur.
Vigdis Hjorth , bu kitapta bir kadının yıllar sonra geçmişine, ailesine ve en çok da annesiyle olan karmaşık bağına dönüşünü anlatıyor. Hikâye büyük olaylardan çok, insanın içinde büyüyen duygularla ilerliyor. Sessizlikler, söylenmeyenler ve hatırlamakla unutmak arasında gidip gelen bir zihin…Dili sade ama etkisi çok güçlü. Yavaş ilerliyor gibi görünse de aslında her cümle insanın içine işliyor. Özellikle aile ilişkileri, kırgınlıklar ve yüzleşme temalarını sevenler için çok çarpıcı bir okuma.
Çok beğendim, inanılmaz bir kitaptı. Bayılarak okudum. Olaylar birbirine çok güzel bağlanmıştı. Havada soru işareti bırakmamıştı.Bu benim için çok önemliydi. Çünkü bazı bu tarz kitaplar ya bir karakteri bağlanmıyor ya da bir olay örgüsü tam anlamıyla sonlandırılmıyordu. Bu kitapta bence her şey çok iyiydi. Dün Beşiktaş-Galatasaray Derbisi :) olmasaydı. İnanın kitabı daha erken bitirirdim.
Freida McFadden nın okuduğum kitaplar arasında en sevdiğim oldu bu kitap. Gerçekten ters köşe oldum.
Kitap resmen akıp gidiyor. Bir ev düşünün daha ne kadar sır saklayabilir !
Stephen King ’in bu romanı klasik iyi–kötü çatışmasından çok daha farklı bir korku sunuyor. Tanrı–şeytan savaşını seven biri olarak normalde kozmik iyilik ve kötülük temaları beni daha çok çeker; ancak bu kitapta asıl etkileyici olan şey gerçekliğin kayması ve zihnin gücüydü.Roman, korkuyu dışarıdan gelen bir tehditle değil, zihnin kırılganlığı ve belirsizlik üzerinden kuruyor. Özellikle otistik bir çocuğun merkezde olması hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor. Zaten dünyayı karmaşık ve farklı algılayan bir zihnin, dışsal bir kötülük tarafından manipüle edilmesi fikri hem mantıklı hem de trajik. Bu durum karakteri suçlu yapmıyor; tam tersine daha savunmasız ve korunmaya muhtaç kılıyor. Belki de romanın en çarpıcı yanı bu: Kötülük güçlü olana değil, kırılgan olana sızıyor.Kitap boyunca hissedilen belirsizlik duygusu oldukça yoğun. Okur olarak sağlam bir zemine basamıyorsunuz; gerçeklik sürekli esniyor. Tanrı’nın ya da ilahi bir düzenin açıkça devreye girdiği anlatılara alışkın olanlar için bu daha rahatsız edici bir deneyim olabilir. Çünkü burada düzen garanti değil. İşte beni etkileyen de tam olarak buydu.Klasik korkudan ziyade psikolojik ve varoluşsal bir gerilim arayanlar için daha doyurucu bir metin olduğunu düşünüyorum. Stephen King bu romanda korkuyu metafizikten çok bilinç üzerinden kuruyor ve bu da hikâyeyi farklı bir yere taşıyor.
Belirsizlikten hoşlanmayanlar için zorlayıcı olabilir; ama zihnin sınırlarını kurcalayan anlatıları sevenler için oldukça çarpıcı bir deneyim.