Mektuplardan oluşan romanın en iyi tarafı olayları iki bakış açısıyla vermesiydi. Yaşanılan olaylar hem Sara'nın hem de Homongolos'un dilinden anlatılmıştır. Bu yüzden ilk okuduğunuzda taraf tutsanız bile romanın sonuna doğru karar değiştirebilirsiniz. Romanın asıl çatışması da kanaatimce duygusuz bir dış güzellik ile duygulu en azından insanı duygularını yitirmemiş bir fiziksel çirkinliğin çatışmasıydı. Sara'nın mektuplarını okurken zaman zaman Homongolos'a yani Ziya'ya sinirlensem de Ziya'nın mektuplarında bu sinirin haksız olduğunu anladım. Ziya'nın davranışları her ne kadar acımasız gelse de kolay yaftalansada bu davranışlarda haksız değildi. Çünkü Ziya'nın bu duruma gelmesi tamamen toplumda yer bulma , yer edinme çabasındandı. Yani Ziya bir nevi toplumun yarattığı insan tipine örnekti. Sara'nın narsistliği, cazibesi biraz da Ziya'nın dramatik sonunu hazırladı. Ziya sonunda bu cazibenin çekimiyle ölüme sürüklendi.