·339 syf.····Okunma: 30 Kasım 2020 01:55 Kitabın sonunda da yer alan Alev Atlı'nın bu kitap hakkındaki çok isabetli bir yorumuyla başlamak istiyorum. "Bu ülke, yazarın gelecek kitaplarının çekirdeği. Yarın ölecekmiş gibi, soluk soluğa yazılmış, lakonik, hatta şifreli bir mektup. Bir ders kitabı kadar net, bir günce kadar gizemli."
Ancak bu kadar doğru anlatılabilirdi Cemil Meriç'in Bu Ülke'si..
Kitabın ilk sayfalarında bizi Mahmut Ali Meriç tarafından kaleme alınan Cemil Meriç biyografisi karşılıyor. Cemil Meriç'in kendi deyimiyle bu 'münzevi ve mütecessis fikir işçisi' nin biyografisini yazmak oldukça güç… Doğduğu çevre de itilip kakılmışlığı, daima başka, daima yabancı oluşu, okuduğu okullar, dil eğitimi üzerine iş hayatı, gözlerini kaybettikten sonraki buhranı, sanki tüm her şeyini yitirişi, imandan şüpheye şüpheden inkara inkardan maddeciliğe, sonunda tahkiki imana varırkenki bütün serüveni, başta Balzac olmak üzere Hugo, Chateaubriand, Voltaire, İbn Haldun, Nietzche, Hegel gibi birçok düşünürün Meriç'in düşünce hayatına yön vermesi, Hint edebiyatı ile arasındaki ilişki hakkında birçok bilgi bu biyografide mevcut.
"İmzamı taşıyan her yazıda ben yaşıyorum." diyor Meriç.. Bu Ülke hakkında "Bu sayfalarda hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği.” diyor.
Bu kitap Cemil Meriç'in doğu-batı ve sağ-sol çatışmasını, intelijansiyanın konumunu, obskürantizmin toplumu birbirine düşman edişini, İslamın inananların kardeşliğini verdiği hizmeti, düşünmenin yasak olduğu dönemlerde her korkudan azad düşünce özgürlüğü olan bir ülke istemini ele aldığı bir kitap..
Eserde okumanın önemini her fırsatta dile getiriyor Meriç… Ama bu öyle bir okumak ki şu an okuduğunu önceki okumalarla karşılaştıran bilinçli bir okur okuması…
"Kitap zekâyı kibarlaştırır. Hassasiyetimizle düşüncemizi ancak kendi içimizde, zihni hayatımızın derinliklerinde geliştirebiliriz. Ama, zekânın tavırlarını efendileştirmek için okumak zorundayız."
Evet sevgili Meriç.. Sanırım artık ben de biliyorum 243. sayfadaki Tagor'un sen olduğunu…