·248 syf.····Okunma: 27 Aralık 2020 22:02 Hasan Ali Toptaş ın okuduğum ilk kitabı Gayet sade yalın bir dili var.Kitabın isminden duygusal yoğunluğu yüksek olduğu anlaşılıyor.Ama cümle yapısını daha nitelikli bekliyordum.Neden bilmiyorum ama sanırım yazarın isminden olacak bir Sabahattin Ali okuyacağımı sandım heralde.Cümle çözünürlüğü keskin değil, sade ve akıcı.Mesela hasta adamın bir meseleyi anlatırken anlatıcının kendisi gibi sıfatları sıralamaz ,daha seçili az kelime kurar.Anlatamadıklarını yazar sezdirir bir şekilde okuyucuya.Yahut az konuşan bir insanın cümlelerinde pek tasvire yer vermez.Yazarın bu gibi şeylere dikkat etmemesi gözlerimi tırmaladı.Ama bunu yazarın otobiyografisini yazmasına bağlıyorum.Mamafih ölümün herşeyi önemsizleştirdiği gibi yazar da diğer herşeyi kitapta silik bir şekilde anlatmış.Cümlelerinde yazarın dikkat ettiği bir titizlik var ve bunu okurken farketmek beni kitabın akıcılığından uzaklaştırıyor.Tabi burda ağır uzun cümleleri ,cafcaflı kelimeleri kastetmiyorum.Yazarın hergün yazmayan belli aralıklarla hayatına dokunan , yahut konu bulunca kalemi aktığı belli oluyor.Stendhal ın bir sözü var Hergün ilham gelsin veya gelmesin 20 satır yazınız en azından.Bunu kastediyorum yazarın hergün yazan mı yazmayan mı olduğu anlaşılıyor.Ve bu süreklilik yazara en saçma konuları bile güzel bir hikayeye dönüştürecek büyüyü veriyor.Bu büyüyü hissedemediğim kitaplardan pek tatmin olamıyorum malesef:(