·516 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Aralık 2020 14:54 "Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum..."
Geçen yıl bu sözü bir yerde okumuştum, içim gitmişti. Ben Masumiyet Müzesi 'ni bu sözü öğrendikten sonra okumak istemiştim, tıpkı Franz Kafka'nın Milenaya Mektuplar kitabındaki benim olduğum yerde sende varsın üstelik benden daha fazla varsın sözü gibi.Istemek kelimesi o günlerde hissettiğim duygunun yanında sanırım yetersiz kalacak.Herhangi bir yere baktığımda aklıma bu söz geliyordu yine içimden bir şeyler akıp gidiyordu.Kendimden çok söz ettim kitaba dönelim.
Masumiyet Müzesi Füsun ve Kemal'in aşkını anlatıyor. Sıradan bir aşk romanı değil adından da anlaşıldığı gibi. Aşık olan her insanın kalbinde olup bitenleri, sadece kalbinde değil tüm vücudunda olan tepkimeleri bu kitapta yazılanları okuduktan sonra tekrar hissedeceği bir roman. Kemal başlarda bencil ne istediğini bilmeyen biri gibi davranıyor belki de sadece bu iki durum yüzünden tam 8 yıl boyunca Füsunların evinde haftada 3-4 kere akşam yemeği masasında aileden tam biri gibi değil bir misafir olarak duruyor.
Çevresindeki çoğu insan tarafından Füsun'a olan aşkı için acınan biri hâline geliyor.
8 yılın ardından tam bir araya gelmişken yolları sonsuza dek ayrılıyor. Kemal o günden sonra yıllarca biriktirdiği Füsun'un eşyaları için bir müze açmaya karar veriyor.
Müzenin kataloğunu da Orhan Pamuk hazırlıyor.Ve Kemal'in son sözü şunlar oluyor :
"Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım."