·320 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Aralık 2020 21:30 Çemberin Altında'yı tam tamına 1 günde okudum. Kitabın kendine çeken konusuna kapılıp sayfaları çevirmemek cidden elimde olmadı. Kitabın genel konusu aşırı iyiydi ama bitirdikten sonra hayran kaldığım ya da bende iz bırakan bir kitap olmadı. Yine de kendisini aşırı sevdim. Hera'nın yaşadıkları ve sürekli bir geçmişten bahsedip bununla ilgili hiçbir bilgi verilmemişti. O konuyu biraz daha açıp karakteri daha iyi tanımamız için geçmişi anlatılsa daha iyi olur diye düşündüm. Onun dışında Hera'nın geleceği görmesi ve kurgunun diğer kitaplardan farklı olması çok güzeldi. Hera'nın her bir görüşünden sonra moraran vücudunda iyi gelen Çağlar'ın onun hem ilacı olması, hemde onu kendinden uzaklaştırması, Hera'nın ne kadar güçlü bir kadın olduğunu gösterdi. Kendinin iyileşmesi için bile sevdiği adam için iyileşmemeyi göze aldı. Hera ve Çağlar'ın aşkıda bana göre çok kısa kaldı. Keşke biraz daha derinleştirilseymiş. İkilinin birbirlerine olan aşkları hem zor hem de çok güzel başladı ama maalesef bunun tadını çıkaramadım. Bir diğer karakter olan Gizem'e gelecek olursak, kendisi başlarda aşırı sevdiğim bir karakterdi ama Hera'nın görüşünde netleşen şeylerden sonra böyle bir ihanete kalkışacağını az çok tahmin ettim. Hakan... Gizem'in sevgilisi, Çağlar'ın baş düşmanı. O kadar itici bir karakter ki, tek kelimeyle nefret ettim ve bu paragrafları onun gibi biriyle kirletmek bile istemiyorum. Sonunu Gizem'in ihanetine kadar bu şekilde beklemiyordum. Belki bir umut diye çevirdiğim her sayfada ve sonuncusunda cidden üzüldüm. Ama sonuçta sonunda devam edecek yazıyordu ve belki de her şey değişebilir. Değişik şeyler okumak istiyorsanız kesinlikle tavsiye ediyorum.