Puan vermedi·168 syf.····Okunma: 03 Ocak 2021 11:04 Kitaba başlamadan yazar hakkında bir kaç cümle sarf etmek istiyorum. Cengiz Aytmatov 2 dünya savaşı yıllarındaki yoksullukla ve yarı baskı altında, fikirlerin hür ve özgür söylenemediği bir dönemde yaşamıştır. Çocukluk yıllarında iş hayatına girmiş, ninesi nin anlattığı masallar, efsaneler ve hikayelerle büyümüştür. Kitaplarında bu özelliklerini sık sık göreceğimizden dolayı böyle bir giriş yapmak istedim.
Kitaba gelecek olursak isimsiz bir çocuk, Mümin isminde bir dede, Orozkul adında bir orman memuru karakterleri arasında seyreden olaylardan oluşur. Boynuzlu Maral Ana efsanesi de kitabın tuzu Bi beridir.
Yazarın isim vermediği bir çocuk ana karakterlerden biri. Kitapta bahsi geçen kayalara bile isim veren yazarımız çocuğa isim vermemiş. Burada derin bir mesajın olduğu apaçık ortaya çıkıyor. Demekki çocuk herhangi bir şeyi temsil etmiyor. Aksine birçok şeyi temsil ediyor ki genel bir isim verilmiş. Çocuk olması sebebi ile saf, temiz, kötülüklerden arındırılmış, yetim aynı zamanda öksüz, hor görülen görünüşe göre zavallı bir garip olarak karşımıza çıkan karakter.
Orozkul, rüşvetçi, makam mevki sevdalısı, insanları hor gören, kendinden başkasına değer vermeyen ve çocuğu olmayan bir memur.
Mümin dede ise Orozkulun aksine ona tam zıt bir karakter. Uysal, sessiz, pısırık, herkesin yardımına koşan geçmişiyle tam bağ kurup bunu geleceğe aktaran bir karakter.
İsimsiz çocuk iyiliği, geleceği ve kurtarılmayı bekleyen bir toplumun umudunu temsil ediyor. Yetim ve öksüz olması tam bagımsız ve güçlü olmayan bir toplumun göstergesi. Sürekli uzaklara bakıp babasını beklemesi ve ona dogru gitme isteğide bu durumdan kurtulmak için beklenen bir kahraman, bir kurtarıcı özlemidir.
Orozkul kötülüğün ta kendisidir. Bu isim o yaşanılan Coğrafyada kullanılmayan bir isimdir. Kelime anlamı olarak kul olan kişi demektir. Ruslara kul olan kişi. Bu kul oluşunun sebebinden dolayı geçmişle bağı kopmuş kendi coğrasındaki insanlara deger vermeyen biridir. Çocuğunun olmamasıda böyle kişilerin ve düşüncelerin mevcut düzende istenmemesi ve yok olup gitmeye mahkum olmasına dayandırılmıştır.
Mümin dede ise geçmişimizi ve bizi temsil eder. Biz eger geçmişimizi umutla geleceğe yani çocuklarımıza anlatamaz isek yok olup gideriz. Burdan kalan boşluğuda Orozkul gibi kişiler ve düşünceler alır. Geçmişi anlatmaktan daha vahim bir vazife var ise o da şüphesiz onu korumaktır.
Mümin dede gibi sessiz, pısırık olursak şayet kötülük galip gelebilir ve biz umudumuzu kaybedebiliriz. O yüzden bizlerin her şeyden ve herkesten çok daha güçlü olmamız gerektiğini zalimin karşısında mazlumun yanında dim dik durmamız gerektiğini hiç bir an unutmamamız gerekir.
Şaban Selçuk
3 Ocak 2021