Puan vermedi·500 syf.····Okunma: 02 Ocak 2021 18:39 1700 sonları İngiltere... Bütün hayatı kalabalık şehirlerde geçmiş ve şehir yaşantısına alışkın olan bir adamın birkaç haftalığına gittiği bir köyde kiraladığı bir çiftlik sahiplerinin dramatik hayat hikayelerini merak etmesiyle başlıyor kitap. Olaylar çoğunlukla iki aile- iki soyisim etrafında döndüğü için okurken kafanız biraz karışabilir. Fakat Bronté olay dizgisini geçmişten geleceğe resmen kronolojik bir şekilde anlattığı için bu karışıklık kolaylıkla bertaraf edilebilir. Basit, sade ve anlaşılır bir dili var. Bir diğer Bronté olan ablası Charlotte'nin anlatımında çoğu kez denk geldiğim "tevekkeli değil" deyimini görmek bir Jane Eyre hayranı olarak beni pek duygulandırdı...
Sevgisi zamanla intikam alma hırsına dönüşen oldukça kötü bir adam olarak Bay Heathcliff'i okuyacaksınız. Aslında her bir karakter birbirinden son derece farklı ve yabancı duyguların bir kesişimini barındıracak kendi iç dünyasında. Mantık ve kalp ikilemi içinde devamlı kaybolan bir kadının yaptığı bir seçimin sonuçlarına şahit olacaksınız. Ölüm, bir ruhu sevmeye engel olmayacak. Bir kadın öldükten sonra onu farklı şekillerde seven birbirine düşman iki adam anlatılacak. Biri huzur ve sessizlik içinde son nefesini verecek ama bizim Heathcliff'imiz büyük bir vazgeçiş, bir pişmanlıkla... Bronté'un başkarakterimizdeki bu vicdan sorgulamasını 4-5 sayfada değil, daha uzun tasvir etmesini beklerdim. Herkesin değiştiğini sandığı ve anlamsız çabalayışlarının boşa olduğunu farkındalığından oluşan bir dönem vardır. Sayfaları çevirirken kendi kendinize hayatın bir öfkeyi canlı tutmaya değmeyecek kadar kısa olduğunu düşüneceksiniz. Sonra bir ışık yanacak; Her öfke, söner.