·375 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Ocak 2021 02:06 "Fotoğrafı yüzüne iyice yaklaştırdı, camiden yayılan ışığa doğru çevirdi. Uzun uzun baktı. Ağlayacağını sandım ama ağlamadı. Yalnızca sıkı sıkı tuttu, parmağını yüzeyinde gezdirdi. Bir yerde okuduğum ya da birinden duyduğum bir cümleyi anımsadım: Afganistan'da çocuk çok ama çocukluk yok. Polaroidi bana geri uzattı."
Emir ve Hasan Kâbil'de büyüyen iki çocuk, iki dost. Fakat yaşamları arasında derin farklar vardır. Emir varlıklı bir babanın oğluyken Hasan, onların evinde çalışan hizmetkârın oğludur. Günleri birlikte oynamakla, Emir'in kitap okuyup Hasan'ın dinlemesiyle, dört gözle bekledikleri uçurtma yarışlarıyla geçmektedir. Fakat Hasan'ın başına gelen olaydan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
Sovyet işgali başlamasıyla babası Emir'i alarak ABD'ye gider. Emir tüm yaşananları yani geçmişini ardında bıraktığını düşünse de hiç beklediği bir anda geçmiş karşısına dikilir.
Arkadaşlık, sadakat, sevgi ve bağlılık..
Uçurtma Avcısı'nı çok kez görüp okumayı ne yazık ki ertelemiştim. Olaylar, duygular ve en çok da bu yaşananların gerçekliğe dayanması insanı etkiliyor. Ne yazık ki günümüz dünyasında hırsın, savaşın ve öfkenin tüm acısını çocuklar yaşıyor. Çok çok etkilendim. Eğer okumadıysanız acilen okuyun diye ara ara yine darlamaya devam edeceğim bir kitap oldu.