·619 syf.····Okunma: 04 Ocak 2021 20:30 'Oblomov benim galiba' diyerek karakteri kendimle bağdaştırdığım için kitabın başlarını çok eğlenerek okuduğum, ortalarına doğru elimde bir hayli sürünen, sonuna yakın ise karaktere dair tüm umudumu yitirdiğim bir klasikti. Her 100 sayfada bir "hadi Oblomov kalk artık, ileri atıl" umuduyla belki bir şeyler değişir diye beklerken trajik bir sonla beraber içimi büyük bir karamsarlık kapladı.
Oblomov, hiçbir şey için elini dahi kıpırdatmamış bir karakter. Çocukluğu da dahil hayatının her anında onun için işleri gören birileri olmuş. Onu olduğu gibi kabullenen hizmetkarları ya da çıkarcı arkadaşları bir yana Oblomovun hayatını değiştirmesi için çabalayan, başı derde girince kurtaran ve seneler geçse dahi bu çabasından asla bıkmayan bir arkadaşı var: Ştolts.
Ştolts, Oblomov'un tersine hayatını asla boş geçirmeyen ve ülke ülke gezen dinamik bir karakter. Keşke benim de böyle bir arkadaşım olsa diyerek okudum her çabasını ama Oblomov her seferinde Ştolts'u geçiştirip durdu ve ben oturduğum yerde sinir olup durdum. Benim gibi üşengeç biri için bile fazlaydı bu vurdumduymazlığı.
Aşık olduğunda bu sefer olacak galiba dedim ama Olga gibi bir karakter bile kurtaramadı Oblomov'u. Velhasıl kelam Oblomov bende oldukça farkındalık yaratan bir eserdi. Bir şeyler için harekete geçmek çok zor geldiğinde zavallı Oblomov'un hallerini hatırlayıp kendime geleceğimi düşünüyorum. Okuyun, bilinçlenin.