Puan vermedi·76 syf.····Okunma: 28 Aralık 2020 10:42 Kimin hikâyesiydi bu? Anlatıcının mı, anlattıklarının mı yoksa?
Bilmemenin, üzerine hiç bir sorumluluk yüklemediği bu insanlar yalnızlıklarının farkında bile değillerdi. Bu şartlar altında, evet bu hayat şartları altında devam edebilmelerinin ve kendilerini huzurlu bulabilmelerinin tek yolu buydu. Farkında bile olmamak. Yanlızlığın ne demek olduğunu bile bilmiyorlardı. Ama zaten bilmek adına çaba harcamıyor hatta bu durumla karşılaştıkları gibi kaçmayı seçiyorlardı. Yalnızlık onlar için en yabancı ama içlerinde en çok yer edinmiş duyguydu. Bilmiyor ama yaşıyorlardı, hiç sorgulamıyordı ve böyle güvende hissettikleri kesindi . Bu yüzden susmuştu belki de yabancı, onlara dokunmanın onlarda açacağı derin boşlukların farkındaydı. O farkındaydı, her şeyin. Farkında olmanın içselleştirdiği sorgulama hali gitgide arttı, onlarla arasında ki uçurumlar yabancı sıfatını sıfat olmaktan daha ağır sorumluluklara tabi tuttu. Bir yalnızlığı görmek kendi yalnızlığını anlamaktır.
Peki kim daha yalnızdı? Hiç haberi olmadan yalnızlıklarına bile yabancılaşmış bu insanlar mı yoksa bu yalnız insanların arasında yalnızlığıyla yabancı kalan mı?
Bilenin de bilmeyenin de yalnızlığı ağırdır. Çünkü insan bir gün ömrünün yittiğini anladığında şöyle dönüp bir bakar ve elbet bilen de bilmeyen de yalnızlığın iniltisini hisseder yüreğinde..