·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Ekim 2020 20:00 Bu gibi kitaplarda; baş karakter olan Meursault gibi dışardan yalın, ruhsuz gibi görünen ama içinde fırtınalar kopan; dışardan tek düze, sıkıcı gibi görünen ama içinde sıra dışı, aykırı bir kişiliğe sahip olan karakterleri severim hatta ilgi çekici bulurum. Mesela Meursault, bundan önce okuduğum Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu kitabının baş kahramanı Şifre Çözücü elemana çok benzettim karakterleri ve kişilikleri itibariyle. Ancak seçimlerinin sonuçları hakkında ayrıntılı düşünmeyen, rahat tavırlı, az ve öz konuşan bu iki kahramandan Şifre Çözücü elemana ne kadar sempati duyduysam Meursault'a karşı hiçbir sempati duymadım diyebilirim. Hatta Meursault hakkında ne iyi ne kötü bir düşünce hissiyatına bile kapılmadım. Ne sevdim nede nefret ettim.
Belki yazar bunu bizi sınamak için yapmış olabilir. Annesi başta olmak üzere hayata kayıtsız ve duygusuz yaklaştığı için layığını buldu diyerek onun idamına tezahürat edenlerden mi olacağız?, yoksa seçimlerinin sonucunu çeken ve bedelini ödeyen hayatı olduğu gibi kabul eden bir adamın kaderine üzülen bir seyirci mi olacağız?
Yazar acaba bize hissettirmeden algılarımıza dokundurmadan sessiz sessiz bilinçaltımıza oynayarak, sahası hayat olan bu maçın rövanşında ne haykıracağımızı affedersiniz ne kusacağımızı merak etmiş olmasın! İyi okumalar :)