Rusya'da Ekim Devrimi ortaya çıkmadan 30 küsur yıl önce yazılarak sosyalist bir ihtilalin ortaya çıkacağını haber veren bir başyapıt.
Ah Zola... Sen ve senin yakıcı gerçekliğin...
Evet.
"Germinal’i yazarken bir tek istek duydum; toplumun kendini soktuğu durumu topluma göstermek!" diyor kendileri.
1884'te Anzin Maden Ocakları'nda gerçekleşen grev sırasında oraya giderek müthiş gözlemler yapıyor; meyhanelerde bile madencilerle konuşup not alıyor, yaşadıkları barakalarda kalıp gündelik hayatlarını da inceliyor.
Emekçi-sömürücü çatışmasını konu alan en gerçekçi roman olma özelliğiyle beraber, romanda bahsedilen ana tema yoksulluk, açlık, soğuk... Esas acı ve umutları küçük ayrıntılarla sunmuş bize. Spoiler vermiş gibi olmak istemem ama yaşlı adama verilen o ayakkabı sahnesi mesela... O geç kalmışlık. Size gerçekliği o kadar çok yaşatıyor ki eserlerinde, günlük hayatınıza döndüğünüzde mutfakta bir patates, evet evet patates (okuyanlar bilir) gördüğünüzde duygulanabiliyorsunuz.
Zola her zaman gördüğü gerçeklerin peşine takılıyor, gösterilenlere değil. Bunu zamanında dönemin cumhurbaşkanına yazdığı "Suçluyorum" adlı mektubunda da görebiliriz. Okumayanlara onu da tavsiye ederim.
Dünya değiştikçe değiştiğimizi sanıyoruz; toplumun, bizlerin, etrafımızdaki tiplerin kökeni yine klasikler. Bu klasik eseri okurken de çevremden birilerini buldum.
Ayrıca yazılanlara göre Zola vefat ettikten sonra halk onu "Germinal" nidalarıyla uğurlamış. Germinal. Tohum... O dönem işçileri bir tohum olarak görüp, haklarını ararken geleceği inşa edecek insanlar olarak düşünüyor.
Filme de uyarlanmış (1993). Hüznümü de alıp izlemeye gidiyorum.
İtiraf : Bitmesin diye son 20 sayfasını çok yavaş okudum. Başkalarının hayatını merak ediyorsanız roman okuyun demek istediğimiz insanlara bu eseri önerelim diyorum ben, aydınlansınlar. Hem o aydınlanmasa bu aydınlanmasa nasıl çıkar karanl..:)
İyi okumalar.