Gönderi

Hakkında Birileriyle Konuşmak İstediğim Kitapla İlgili Kendimle Konuşmalarım
8/10
·285 syf.··
2021 1. kitabı
·
94 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2021 15:03
Kitabı okuyup anlamaya çalışan kadın ve erkeklerle konuşup uzun uzun tahliller yapmak isterdim. Ama üzgünüm ki kitabı benden başka okuyan biriyle henüz rastlaşmadım. O yüzden bugün buraya kitabı bitirmiş biri olarak kendi fikirlerimi belirtmeye, konu hakkında edindiğim bilgilerle ilgili atıp tutmaya geldim. Kadınlar ve erkeklerin farklı gezegenlerden gelmiş türler kadar farklı olduklarını anlamam son birkaç yıla denk geliyor. Belki de bu yüzden erkeklerin nedense biz kadınlarla aynı şeyleri hissetmelerine ve düşünmelerine rağmen bunları kendi içlerinde yaşadıklarını düşünürdüm. Yani "bir konu üzerinde iki insan nasıl bu kadar farklı bakış açılarına sahip olabilir ki?" diye geçirirdim içimden, sonuçta 2 her yerde 2'dir. İşin aslı hiç öyle değilmiş. Bu kitabı okuduğumda erkeklerin sandığımdan daha tuhaf olduklarını fark ettim. "Tuhaf" kelimesi size tuhaf gelmesin inanın başka bir kelime bulamadım yerine koyacak. İnsan nasıl sadece konuştuğu şeyi kastedebilir, bazen "iyiyim" dediğinde aslında "berbat durumdayım" demek istemez mi? Nasıl olurda sürekli kabul, takdir, beğeni, güven bekleyen erkekler, kadınların ilgi, anlayış, saygı ve bağlılık konularını abarttığını düşünürler? (kitapta böyle diyor) Bakın kitaptan bir alıntım var: "Erkekler sevgi gösterdiklerini sanırken bu sevgileri kadının kendini değersiz ve yalnız hissetmesine yol açabilir. Örneğin, kadın üzüldüğünde 'Üzülme, o kadar da büyük bir dert değil' diyebilir." (syf.137) Şimdi bu tuhaf değilse ne tuhaf size soruyorum. Kimden duyarsam duyayım beni en çok kıran cümle şudur: "Buna mı üzüldün?" Üzgün bir insana nasıl yaklaşacağını bilmeyen erkeklerin bunu bir teselli olarak sevgiden söylemeleri hakkında hepimizin konuşacak şeyleri vardır diye düşünüyorum. Kitaba başlarken bu konuda kendimi çok geliştireceğimi, bana iyi geleceğini düşünüyordum. Ama şimdi kafam çok daha karışık. Bugün bakıyorum ve seneler boyunca bu kadar farklı olmalarına rağmen yan yana duran çiftleri alkışlamak istiyorum. Nasıl başardınız? Bir konuya daha değinmek istiyorum. Ben bu farklılıklar ve sorunlar-çözümler meselesinde bir kadın olarak erkeklerin bakış açılarını anlama kısmında aydınlanma yaşadığım için onlara yükleniyormuş gibi görünmek istemem. Kitap kadınlar hakkında da çok iyi gözlemler ve çıkarımlar yapıyor. Ben yazarın kadın görüşüne ve duygularına bu kadar hakim olmasını takdir ettim. Yazarın ilişki danışmanı olduğunu ve çok sayıda çiftle görüştüğünü, bu konularda seminerler düzenlediğini de kitabı okurken göz önünde bulundursak iyi olur. Kitabın en çok 13. bölümü olan "Aşkın Büyüsünü Canlı Tutmak" kısmını sevdim. En çok kafamı açan bölüm burası oldu. Burada çiftlerden birinin birdenbire duygusal açıdan diğerinden uzaklaşması ve sevgiden uzak tepkiler verdiğini fark etmesine değiniliyor. Bunu yaşayan herkes ne söylenmek istediğini çok iyi anlayacaktır. Örnek olarak bir sabah uyandığınızda sevdiğiniz kişiye karşı bir hoşnutsuzluk duymaya başladığınızı fark edersiniz ya da ortada hiçbir sebep yokken bir kavga çıkarırsınız. Neden? Yazar bunların olağan olduğunu ve aşkın çözümlenmemiş duyguları su yüzüne çıkardığını söylüyor. Yani sebep yine o geçmişten getirdiğimiz ve yüzleşmediğimiz travmalar, bastırıp gülümsediğimiz öfkeler, anne babamızdan gördüğümüz ilişki örnekleri, çocukluk... Geçmişte yaşadıklarımızın bugünümüzü bu kadar etkilemesinden hiç hoşlanmasam da evet kabul edelim ki ilişkiler ilişkileri etkiler. Benim şahsi olarak yaptığım bir çıkarım ise şu: Aşk, sevgi gibi duygularımızı vermek için içimizde bir kapı açtığımızda o kapıdan öfkeler, endişeler, korkular ve huzursuzluklar da kendilerine bir çıkış yolu bulma hırsıyla çıkmak istiyor. Duygular maalesef açığa çıkmak için aynı kapıyı kullanıyor. Bütün bunları 1 kişiye aktaramayız belki ama en azından dozunu ayarlamamız gerekiyor. Kitaptan öğrendiğim ve yine çokça üstünde düşüneceğim bir şey de şu oldu: "gerçekleşen beklentiler bunalımı" Uzun süre gerçekleşmesini beklediğimiz, istediğimiz, hayal ettiğimiz bir beklentimiz gerçekleştiği an kapıldığımız öfke olarak yorumlayabilirim bunu. Bence hepimiz bunun üstüne düşünmeliyiz. Çünkü kapıldığımız o duygu bence ortak ve öfkemizin adı tam da "neden istemekten vazgeçtiğimde verdiniz?" Biliyorum. Ama galiba kural böyle. Yazdığım en uzun inceleme olan bu incelemeyi daha konuşacak çok şeyim olmasına rağmen burada bitiriyorum. Kitabı kadın-erkek meselelerine dair okuma ihtiyacı duyan herkese öneririm. Çiftlerden birinin okuması değil bence iki tarafında okuması ve okudukları üzerine konuşmaları da büyük katkı sağlar. Hepimize tamamlandığımızı hissettiğimiz birliktelikler dilerim. Eğer öyle bir şey mümkünse.
Erkekler Marstan Kadınlar VenüstenJohn Gray · Altın Kitaplar · 20244,491 okunma
·
35 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.