Puan vermedi·148 syf.····Okunma: 08 Ocak 2021 00:12 Hemingway' in Yaşlı Adam ve Deniz'i çevirmen gücünün hayati olduğu kitapların başında yer alıyor. Denizcilik, avcılık ve balıkçılık terminolojisine uzak olanlarımız için birkaç parçası eksik bir yapboza dönüşüyor. Bu noktada okur olarak iki tercihimiz var: Ya eksik parçalara rağmen resmin bütününü görüp çerçeveleyip asacağız ya da destek alıp o parçaları yerine koymaya çalışacağız. Ben ikincisini tercih ettim. Bu açıdan tüm metaforların ve derin sorgulamaların yanı sıra benim için öğretici bir kitap da oldu diyebilirim.
Az sayfalı kitaplar beni her zaman korkutmuştur. Hemingway bu kitabıyla bu korkumu geride bırakmamı sağladı. Her şey yeterince açık ve olması gerektiği kadar.
(spoiler)
Yaşlı bir adam, genç bir çocuk, okyanus, dev bir kılıç balığı ve mücadele. Sade, güçlü ve tekrarlanan betimlemeler sayesinde kanayan ellerinin acısını kendi ellerimde hisseder gibi olduğumu söyleyebilirim.
Kitap, aslında okyanusta kaldığı süre boyunca Santiago'nun içindeki seslerle monoloğunu okuyoruz. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri bu oldu. "Balığı öldürmemeliydin." diyen bir Santiago'nun karşısına vakit kaybetmeden "Hayır, öldürmeliydin. Sen bunun için doğdun." diyen başka bir Santiago dikiliyor.
"Yoruldum. Biraz dinlenmeliyim." ve hayır" Şimdi, tam şuanda bırakamazsın. Dayan".
"Çocuğu ve belki de aslında gençlik gücünü yanında isteyen ama hayır sen tek başına da yapabilirsin diyen,
Yeterince silahı olmadığını öne sürüp kaybetmeye meyilli ihtiyar ama hayır vakti geldiğinde elindekilerle mükemmel bir silahı varmış gibi sonuna kadar mücadele eden bir ihtiyar
Tüm bu karşılıklı monologlarda, Hemingway hep ikinci sesin kazanmasını tercih ediyor.
Ne olursa olsun bırakmayan ve harekete geçen.
Ve tam siz kazandığını düşündüğünüz anda, kocaman bir kılıç balığı iskeletiyle sizi hezimete uğratıyor. Balığı yakaladık peki kazandık mı?
Kitabın sonunu bu açıdan çok sevdiğimi söyleyebilirim.
Santiago, o gün o barakadan uzun zamandır yaşadığı şanssızlığı geride bırakıp hayalini kurduğu büyük bir balık yakalayacağına dair bir inançla ama her zamanki hazırlığıyla çıkmıştı. O büyük balığı yakaladı ve elinde tutmak için debbüyük bir mücadele verdi. Karaya vardığında ise elinde sadece bir iskelet kalmıştı.
Bu noktada sizi kendi hayatınıza döndürüyor İhtiyar balıkçı. O yana yakıla istediğiniz, uğrunda ellerinizi kanattığınız ve sizin yaratılma amacınız olduğunu düşündüğünüz hayalin, amacın, adı her ne ise, bir iskelete dönüşme ihtimali?
Ben hikayenin burasında, bazen "Bugün yoruldum, devam etmek istemiyorum, balığı bırakıyorum." diyebilmekten yanayım. Değil mi ki sonuçta;
"Her şey, her şeyi bir şekilde öldürür"
Yaşa Hemingway!