·362 syf.····Okunma: 07 Ocak 2021 20:18 Seride her kitapta gerilim tavandaydı,her kitabın sonu birbirinden kötü olayla bitti ama hepsinde de bir sonraki kitaba büyük bir heyecanla geçtim.Serinin 4. Kitabı Suyun Gazabına da başlarken okumaya sabırsızlanıyordum ancak maalesef ki serinin en zor okuduğum kitabı oldu. Üçüncü kitapta olanlardan sonra Aldrik,Vhalla ve diğerlerini daha karakterleri oturmuş değişmiş olarak beklemiştim ancak bu beklentim tam bir hayalkırıklığı yarattı.Vhalla’nın savaştan sonra Aldrik’le aralarındakinin bitmesi üzerine kaçıp kendine yeni bir hayat kurduğunu görüyoruz ama bu süre o kadar üstünkörü anlatılmış ki kitapta sanki doldurma bölümmüş gibi duruyor.Özellikle Albay Schur ile karşılaşması, yakalanması Jax ile hemen plan yapıp yola koyulması ama planlarının başarısız olması..Bu arada hemen bi yan parantez açayım Albay Schur’un evinde yakalandıktan sonra hiç mücadele etmeden pes etmesi ve Albay’ın sözüne güvenip silahını atıp neredeyse Jax’in ölümüne sebep olduğu bölümlerde o kadar sinirlendim ki anlatamam.Sanki yazar bu bölümleri hemen geçelim de Vhalla bir an önce Solaris’e gitsin diye uğraşmış.O kadar üstünkörü bir anlatımdı yani.Bir de Vhalla’nın bu kadar savaş,strateji ve eğitimden de hiçbir şey kapmamış bir aptal olarak yazılması iyice geriyor insanı.Sonra Vhalla Solaris’e gidiyor da ne oluyor ? Sıkıcı Saray bölümleri başlıyor.Sarayda geçen onca zaman arasında gerçekten dikkate değer ve insanı etkileyen iki bölüm vardı.Biri Larel’in muhafazasının açılıp onun düşüncelerini okumak, ikincisi ise Baldair’in ölümü.Bu iki bölümü de okurken gözlerimden yaşlar aktı.Hem ölümlerine üzüldüm hem de BOŞ YERE ÖLMELERİNE.Gerçekten Elise Kova’nın bu iki karakteri öldürme motivasyonunu hiç anlamadım.Özellikle Baldair gerçekten kitaptaki en yanlış anlaşılmış ama özünde gerçekten çok iyi kalpli bir karakterdi.Tamamen yazarın gazabına uğradı.Bir de mateminin bu kadar hızlı geçiştirilmiş olması da çok can sıkıcıydı.Bütün bunlar olurken Aldrik ve Vhalla’yı okumak gerçekten ilk defa zevk vermedi bana.Kitabın sonuna kadar da umurumda olmadı desem yalan olmaz sanırım.Victor’un Vhalla’yı kristal madenlerine götürdüğü bölümde de her şey yine pata küte ve üstünkörü oldu.Hele en sonda Aldrik’in ben herkese lanet getiriyorum benden uzak durmalısın ben kötüyüm ühü ühü tavırları da insanı canından bezdiriyor.Vhalla’nın ben kütüphaneci kızım eziklemeleri bitmiş Aldrik’in tripleri başlamış.Bu kadar olay yaşadıktan sonra Elise Kova’nın karakterlerini hala bu şekilde yazmasına diyecek bir şeyim yok.Bence bu kitabın bir diğer sıkıntısı olaylar arasındaki hızlı geçiş ve kopukluktu.Yazar kafasında bir sürü sahne kurgulamış belli ki ancak bu kadar sayfaya sığdıramayınca biraz ondan biraz bundan yapmış.Dediğim gibi serinin en zor okunan kitabı bence.Gerçi daha son kitaba geçmedim ve geçmek için de bir süre bekleyeceğim.