En büyüğe sığınınca her şey zerre oluyor..
_____________________________________
Hayatın yükleri, zorluklar ve belirsizlikler altında ezildiğinizi hissettiğinizde, "en büyüğe sığınmanın" (teslimiyetin ve sonsuz olana güvenmenin) verdiği o derin rahatlığı ne güzel özetlemişsiniz. İnsan kendi acziyetini ve kâinatın gerçek sahibini hatırladığında; gözünde büyüttüğü tüm dünyevi kaygılar, stresler ve aşılmaz sandığı engeller bir anda ufalır, tıpkı bir zerreye dönüşür.
Peygamberimiz “İnsanlar uykudadır, öldüklerinde uyanırlar” buyurmuştur. Dünya hayatı âhirete nispetle uyku sayılabilir. İnsan öldüğünde her şey ona şimdi gördüğünden farklı görünebilir ve o zaman ona “Şimdi senden perdeni kaldırdık. Artık bugün gözün keskindir” denir.
Makbul ve güvenilir olan zorunlu aklî bilgileri tam bir güven içinde ve kesin kanaat getirerek benimsedim. Fakat bu durum, delil getirmek ve söz düzmekle değil aksine Yüce Allah'ın göğsüme bıraktığı nur sayesinde oldu. O nur pek çok marifetin anahtarıdır.
"Görmüyor musun, uykudayken birçok şeyin varlığını kabul ediyor, birtakım hâlleri hayalen yaşıyor, bunların kalıcı ve sürekli olduğuna inanıyor ve o hâllerin varlığından şüphe etmiyorsun; sonra uyanınca bütün bu hayal ve inançlarının aslı-faslı olmadığını anlıyorsun. Şu hâlde uyanıkken, bulunduğun duruma göre gerçek sayılan duyu ve aklın bütün verilerine nasıl güvenebilirsin? Fakat senin başına, uyanıklığa nispeti, uyanıklığın uykuya nispeti gibi olan bir hâlin gelmesi de mümkündür. Bu durumda uyanıklığın o hâle göre uyku sayılabilir! O hâl gerçekleştiğinde aklınla varsaydığın her şeyin asılsız hayaller olduğunu kesin olarak anlarsın."