"Üniversitede iken “Eğitim Bilimleri” dersine giren hocamız tek tek kim olduğumuzu soruyordu. Sıra bana geldiğinde “Sorduğunuz soruyu çok anlamsız buldum” demiştim. Çok anlamsızdı çünkü kim olduğumuzu anlamak için “Kimsiniz?” diye sorulmaz. Pılınızı pırtınızı toplar ya yanıma gelirsiniz, ya da beni evinize üç yıllığına misafirliğe çağırırsınız. Birini tanımak için o kişinin esrarını çözmeniz gerek. Bir soruyla bu esrar çözülseydi ben bir köşede bekler, gelene geçene “Kimsiniz” diye sorar, canımı sıkan bunca şeye bir çözüm bulmuş olurdum."
Bülent Parlakİzdiham Dergisi
Anaların nefret salkımlarına uzattığı tek silah: Musa bebeği doğurmak. “Musa”dır” diyerek Firavun ‘un emriyle öldürülecek 69 bin 999 çocuğun kanıyla kudretlenen o bebeği doğurmak.
Yirmi seneyi geçtim, yirmi asrı geçtim, kim bilir kaç yüzyıl, kaç binyıl geçti. Hep şimdiki an. Temmuz sıcağı!
Can ölmez, Nil’e bırakılmış tahta beşiğinde bir Musa olur!