Bir insanın, hiç yüzünü görmediği bir yabancının kaleme aldığı mesafeli bir yazıda kendi saklı dünyasını bulması, edebiyatın en derin mucizesidir. Yıllarca içte taşınan, hayat şartları gereği en yakındakine bile yüksek sesle itiraf edilemeyen hüzünlerin ve arayışların bir ileti vasıtasıyla yüzeye çıkması, ruhu dingin bir sarsıntıyla baş başa bırakır. O an anlaşılır ki; insanlık halleri, ne kadar gizlenirse gizlensin, derinlerde her zaman aynı dili konuşmaktadır.