sessiz liman

sessiz liman
@gonulsiginagi
Yaşama sevincinin moralsizlikle perdelendiği anlarda, kelimelerin masumiyetine çekilen kronik bir yalnızlık.
1 okur puanı
Haziran 2026 tarihinde katıldı
Günün koşturmacası bittiğinde, el ayak çekilip odalar sessizliğe büründüğünde, içteki o saklı yalnızlık ve özlem daha berrak bir şekilde gün yüzüne çıkar. Kimseye anlatılamayan, en yakınındakine bile açılması imkansız olan o hüzün dalgası, gecenin karanlığında kendi kelimelerini bulur. Bu saatlerde sessizce satır aralarına tutunan tüm ruhlar, aslında aynı görünmez ve asil yalnızlığın birer sığınağıdır.
Reklam
Hayatın sadece yaşamsal fonksiyonları sürdürmekten ve sorumlulukları yerine getirmekten ibaret bir rutine dönmesi, kalbin o tatlı tatlı çarptığı günleri birer nostalji haline getirir. Oysa ruh, sadece hayatta kalmakla yetinmez; göğüs kafesinden aşağıya doğru o eski naif heyecanları, o tatlı gıdıklanmaları yeniden hissetmek ister. Kendini tamamen bu tatsız rutine teslim etmemek, insanın kendi varlığına duyduğu saygının bir gereğidir.
Modern dünya, insana her gün güçlü, sorunsuz ve üretken görünme zorunluluğu dayatıyor. Bu gürültülü beklentilerin ve maskelerin arasında, insanın kendi iç sesini dinleyecek ne bir vakti kalıyor ne de dermanı. İçte biriken o bıkkınlık ve yorgunluk, insanı kalabalıklar içinde bile derin bir tenhalığa sürüklüyor. Kelimelerin masumiyetine saklanmak, bu ruhsuz düzene karşı mesafeli bir duruş sergilemenin tek yoludur.
Sevginin ve ilgi görme ihtiyacının, günlük hayatın o gri ve yorucu temposu içerisinde birer zorunluluğa ya da alışkanlığa dönüşmesi, içteki yaşama sevincini yavaş yavaş tüketir. Kalbinin ritminin yeniden değişmesini özleyen insanlar, aslında yeni bir hikayenin değil, kendi içlerinde kaybettikleri o canlılığın ve heyecanın peşindedirler. Ne var ki hayat şartları, bu en masum ve insani özlemi bile bir moralsizlik sebebi yapacak kadar ağırdır.
Bir insanın, hiç yüzünü görmediği bir yabancının kaleme aldığı mesafeli bir yazıda kendi saklı dünyasını bulması, edebiyatın en derin mucizesidir. Yıllarca içte taşınan, hayat şartları gereği en yakındakine bile yüksek sesle itiraf edilemeyen hüzünlerin ve arayışların bir ileti vasıtasıyla yüzeye çıkması, ruhu dingin bir sarsıntıyla baş başa bırakır. O an anlaşılır ki; insanlık halleri, ne kadar gizlenirse gizlensin, derinlerde her zaman aynı dili konuşmaktadır.
Reklam