Bir kitabı anlamanın en iyi yolu yazarı ve yazıldığı dönemi anlamaktır. Bu yüzden öncelikle Victor Hugo’dan kısaca bahsetmek istiyorum. Kimdir Victor Hugo? Yüksek rütbeli bir subayın 3. oğludur ve çocukluğu siyasi karmaşıklığın olduğu bir dönemde geçmiştir. Babası subay olduğu için aile sürekli taşınmıştır ve Hugo bu taşınmalarda pek çok şey öğrenmiştir. Annesi ile babasının evliliğinin bozulması üzerine annesi üç çocuğunu da alıp Paris’e yerleşmiştir. Burada eğitimi şekillenen Victor Hugo ilk olarak şiirler yazmış ve yazdığı bu şiirler çok beğenilmiştir. Annesinin ölümünden sonra sevdiği kadınla evlenmiştir. Evlendikten bir yıl sonra ilk romanı yayımlanmıştır. Dostoyevski, Dickens, Camus gibi büyük yazarlarda etki bırakmıştır. Sefiller romanını tamamlaması 17 yıl sürmüş ve bu romanı sürgün döneminde yazmıştır.
Kitabın önsözünde de dediği gibi kitap Fransa’da geçse de tüm halklara hitap eden, içinde Fransız Devrimi gibi birçok tarihsel olayı da bulunduran, makalelere yer veren, sefilliği dibine kadar yaşatan bir eser!
Ablasının çocuklarına bakan Jean Valjean’in işsiz kalır. Açlıktan ölme noktasına gelen çocuklar için bir ekmek çalar ve 5 yıl kürek cezası alır. Kaçma girişimleriyle cezası 19 yıla çıkar ve bir ekmeğin bedelini hayatından 19 yılı kaybederek öder. 19 yıl sonunda özgür kalır ama mahkumları damgalayan sarı kimlik ile aslında özgür olmadığını ve olamayacağını anlar. Kitabın başında uzunca bahsedilen Mösyö Myriel adlı piskoposun yaptığı iyilik ile hayatı değişir. Montreul-sur-mer’e gelen Jean Valjean üretime yaptığı öneriler ile bir devrim başlatmış, bölgenin refah seviyesini yükseltmiş böylece zenginlerin Mösyö Madeleine, işçi ve çocukların Madeleine Baba diye seslendiği Madeleine olur. Burada sayısız iyilikler yapıp, yoksullara yardım edip bölgeye yaptığı