"Benim en sevdiğim taş kaledir," dedi sonra. "Ona dikkat etmen gerektiğini düşünmezsin. Dürüst bir taştır. Gözünü vezirin, atın, filin üstünde tutarsın çünkü onlar içten pazarlıklıdır. Ama çoğu zaman kaleye yenilirsin. Dürüstlük her zaman bizim zannettiğimiz gibi bir şey değildir."
Balıklar insanlara çoğumuzun zannettiğinden daha çok benziyordu.
Balıklar da depresyona giriyordu. Zebra balıklarına test uygulanmıştı. Bir akvaryum alıp gazlı kalemle tam ortasına yatay bir çizgi çekmişlerdi. Depresyonda olan balıklar çizginin altında kalmıştı. Ama aynı balıklara Prozac verildiğinde, hepsi de çizginin üstüne, suyun yüzeyine kadar çıkmış, yeni doğmuş gibi oraya buraya yüzmüşlerdi.
İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.