Daha derinlerde yaşayan balıklar ise baska bir tehlikeyle karsı
karşıyadır: basınç azalması ya da dekompresyon. Basınç azalması
balklara zarar verir çünkü suyun kaldırma kuvvetini kontrol etmelerine yarayan, havayla dolu yüzme keseleri, balıklar yüzeye doğru çekildikçe genişler. Yüzme kesesi şişerken, temas halinde olduğu organlar üzerine baskı yapar ve bu organların zarar görerek işini yapamamasına neden olur. 1964-2011 yilları arasında yayımlanan bir düzineden fazla çalışma, basınç azalmasının ticari
veya eğlence amaçlı olarak avlanan türlerde ne gibi ölümcül ya da
ölümcül olmayan yaralanmalara sebep olduğunu belgeliyor. Mide bulandırıcı bir listedir bu: özofageal aversiyon (yemek borusunun içinin dışına çıkarak ağızdan firlaması), egzoftalmi (gözün göz
çukurunun dışına sarkmast), arteriyel emboli (gaz kabarcıklarının tıkaması sebebiyle kan akışının aniden durması), böbrek embolisi, iç kanama, organların ters dönmesi, yüzme keselerini çevreleyen
organların zarar görmesi veya yer değiştirmesi ve kloakal sarkma,
yani insanlarda görülen rektumun tersyüz olarak vücudun dışına çıkmasının balık versiyonu. Esaret altnda yetiştirilen balıklar sadece basınç azalması, ezilme veya bir kanca nedeniyle ölmezler, ama bu șekilde ölmeyenlerin durumu da daha iyi değildir. Balık kesimine dair çalışmalanı
konu alan 2002 tarihli bir inceleme, (genellikle keskin bir bıçağın solungaçlarını kesmesi nedeniyle) kan kaybeden, kafası kesilen, (Almanya'da 1999`dan beri yılanbalıklarının öldürülmesinde in-
sanlık dışı olduğu gerekçesiyle kullanılması yasaklanmış olan) tuz veya amonyak banyosuna yatrilan ve elektroşok uygulanan balıkların maruz kaldığı acının ""çok yüksek" olduğu sonucuna
vardi. Boğulma, buz üzerinde boğulma, karbondioksit narkozu ve
oksijensiz su banyosu, daha düşük seviyede