Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
Kapalı durmakta ısrar eden pencereleri, duvardan saymak gerekir...
Gerçek her ucundan sinsice kemiriliyor! Gerçeksiz bırakılıyor insanlar!
Reklam
Bir anmış, bir yılmış, bir ömürmüş, bir varmış, bir yokmuş...
Bizim bir hayalimiz olmalı ipine sarılacak. Güneşe bir gölge, gölgeye ılık bir meltem... Gözümüzü kapayınca kaybolmayan bir ışık... Uçmaya kalkınca bir çift kanat... Ruh vadilerimizden akan coşkulu bir ırmak... Uçurtmamızı gam tellerinden kurtaracak bir merdiven... Bütün duvarların ötesine bakabilecek kadar bilenmiş bir bakış... Bütün anlarımızı zaman gergefine ince ince işleyen bir nakış...
Kanatlarını uçmasız, gözlerini bakmasız, ayaklarını gitmesiz, günlerini geçmesiz ve kalplerini sevmesiz bırakan insanlar var. Sevdiklerinden korkan, sevmediklerinden korkan, kendisiyle baş başa kalmaktan korkan insanlar var. Geçmişiyle barışmaktan, bugünüyle yüzleşmekten, geleceğe doğru adım atmaktan ve zamanın seyrine kafa yormaktan korkan insanlar var. Korkularını kara bir bez parçası gibi sımsıkı gözlerine bağlayan, bakışlarını kendi elleriyle körelten insanlar var. Bildiğinden korkan, bilmediğinden korkan, öğrenmenin yükünü çekmekten korkan insanlar var.
yanlış yapmak korkusuyla yaşamı rafa kaldıranlar, doğruları da tedavülden kaldırıyorlar çoğu zaman.
Reklam
Yanlış gideni düzeltebilmek için önce doğruyu nerede kaybettiğimizi bilmemiz gerek...
Yanlış yapma korkusuyla kendini yaşamaktan alıkoyanlar doğrularını da yanlışları ile birlikte tedavülden kaldırmış oluyor çoğu zaman asıl yanlış işte bu aramızda kusursuzluk iksirini içmiş hiç kimse olmadığına göre birbirimizden çekinmemiz için de bir sebep yok hepimiz kusurlu fanileriz Yanlışlarımzla büyüyor olgunlaşıyoruz Yanlışlarımızdan dönerek doğruyu buluyoruz öğrenmenin ve ruhlarımızı hayatın ulu tepelerinden aşırmanın başka hiçbir yolu yok bizim için yaşıyor ve yanılıyoruz yanılıyor ve anlıyoruz bütün yanılmalarımız girintili çıkıntılı haritasında yerimizi bilebilmemiz yolumuzu bulabilmemiz için…
Bir şey oluyor ve biz o şey öylesine oldu sanıyoruz;oysa o şeyin olması için küçük küçük birçok başka şey oluyor.
200 syf.
·
Puan vermedi
Çoğu,yazarın 2000 -2010 yılları arasında dergi ve gazetelerde yazdığı yazılardan oluşan bir deneme kitabıdır. Yazılar kitap basılmadan önce yazar tarafından elden/kalemden geçirilmişler.Fakat öz,ilk yazıldıkları hislerle aynı bırakılmış sadece ifade biçimine dokunulmuş.Daha çok teknik bir dokunuş denebilir. Bazen bütün bazen de o bütünün içinden bir an,bir gün çekip alınırsa ortaya çıkacak olan eksiklik,zamanı ,zamanın her birimi,sıradanın içindeki güzellik,tüketimin ve insan doymazlığının dünyanın doğal döngüsüne ve dengesine yansıması dünyanın maddi ve manevi değişimi ,insanın değişimi,kelimelerin önemi işleniyor. Yazılarda genel olarak geçmişe özlem, hayatı kavrama ,dünya ve yaşam kavramlarına mana arama,bir türlü göremediğimiz hayatı hayat yapan ve insanı huzura götürecek olan ayrıntılar var. Dili gayet açık yer yer de şiirsel bir anlatıma sahip.Her denemede derinden bir hüzün olmasına rağmen yazar umuttan yana,enseyi karartmadan yaşamaktan yana.Bazen bir ânı bazen de genel olanı anlatan, genel olarak bütüne odaklı yazılardan Gizli,Neye Dokunsam Deniz,İşte Başlıyor Yine, Her Şey Kaybediyor Zamanla Katılığını,Uzak Bir Gemi bende ayrı bir yer edinen denemeler oldu. Yazar bazen bir soru soruyor ve kendinizle baş başa bırakıyor.Örnek ; Neydi,geçen zamanı unutulmaz kılan ?
Gözağrısı
GözağrısıGökhan Özcan · Vadi Yayınları · 2017783 okunma
Reklam
Her gurbetin içinde bir vuslat, Her kavuşmanın içinde bir ayrılık gizli. Uzaklığın içinde büyüyen bir yakınlık, Yakınlığın içinde çoğalan bir hasret gizli... Gözağrısı / Gökhan Özcan
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.