Ne zaman bir şeyler kasvetli hissettirse bir şeye yaslanıp annemi düşünürüm. Eğer kasvet biraz azalırsa tek ayak üstünde durup babamı düşünürüm. Böylece her şeyle yüzleşebilecek güçte olurum.
Onun yüreğinde hakikatin bilgisi, gözlerinde zamanın zamansızlığı saklı. Bilmeden taşıdığı bu sır ruhuna ağır geldikçe kaleme sarılıyor. Kalem kağıda temas ettiği zaman her kelime ona görünür oluyor. Kelimeler doğuyor, büyüyor, yaşıyor ve kâğıttan süzülerek Leyla’nın odasını işgal ediyor. Duvardaki halıdan yerdeki siniye, köşedeki döşekten penceredeki kalın perdeye kadar odanın her yeri kelimelerin yarattığı hikayeyle doluyor.
“Bırak şu kitabı Esme, bu gece yeterince okudun.” demiş annesi
Ama o bırakamamış çünkü sayfadaki insanlar ve içinde bulundukları oda onu sımsıkı tutarak bırakmıyormuş ama babası önünde belirmiş, kitabı elinden kapıp sayfa ucunu kıvırmadan kapamış ve birdennire geriye yalnızca içinde bulunduğu gerçek oda kalmış.