“O benden 15 yaş büyük olsaydı hiçbir sorun olmayacaktı da şimdi neden var? Benim suçum mu bu yaşa gelmek? Yaşlandıysam suç mu işledim? Ben mi istedim yaşlılığı?”
“Ne olur benden daha yaşlıysan, söylesene ne olur? Etin mi benden biraz daha yumuşak? Çizgilerin mi biraz daha fazla ve derin? Benden fazla birkaç çizgin oluşu benim seni sevmemi nasıl engelleyebilir?”
“Evlenmek istemesinin nedeni, kadın sorununu kafasından atıp kendini tamamen işine vermek istemesi. Evde bir kadın, düzgün bir yaşam, düzenli bir seks hayatı.”
“Benim annem çalışan bir kadın olsaydı daha bağımsız, daha özgür, daha güvenli bir insan olurdu mutlaka. Bu da bize yansırdı. Belki sevmediği kocaya bağlı ürkek, mutsuz, ezik annenin varlığı kardeşimde ve bende ayrı ayrı da olsa olumsuz, çelişkili, güvensiz, kuşkucu kişilik özellikleri yarattı. Baskıcı ve sahip bir baba ile bağımlı ve ürkek bir anne yerine ayrı dünyaları olan, bağımsız yaşayan, mecbur oldukları için değil, birbirlerini sevdikleri için beraber olan bir anne baba elbette çok daha iyi çocuklar yetiştirirdi.”
“Yaşam boyu bir kişi ile hep aynı heyecan, aynı ateş, aynı sevgi ve aşkla... Ne kadar isterdim. Kim istemez ki bunu? Ama gerçek o değil. Ya ateşsiz, heyecansız tekdüze ve gerilim içinde ama mutlu gibi aile yaşamını sürdüreceksin. Ya da bana yaşamak gerek, aşk gerek, sevgi şevkat gerek diye olmayanı elinin tersi ile iteceksin. İlkini seçersen donuk, yapay kahkahalarla ama sakin bir yaşamı sürdürebilirsin ölünceye dek, ne pahasına? El ele tutuşan, arzuyla öpüşen bir çifti görünce için için kıskanmak pahasına. Herhangi bir erkeğin en küçük dokunuşunda içinin ürpermesi pahasına. Bir içten seni seviyorum sözü, bir sımsıkı kucaklayıs için aylarca yıllarca beklemek pahasına. Yürek çarpıntıları, nefes darlıklari pahasına. İkincisini seçmek ise yürek ister, kendini sevmek ister, güç ister, savaşım ister.”