Hatice Kübra tay

Hatice Kübra tay
@grafomanili
haticekubratay.blogspot.com/?m=1 • Birbirini tanımayan paragraflarım dünyanın ellerinden öper •
Şükürlere Şifa
Uzun zamandır dinlemediğin o şarkıya denk gelmek, gökyüzüne konumlanmış yumuşak bir yastığa benzeyen o konforlu bulutun üzerine düşmek gibi. Hele bir de hafif rüzgar koyulmuşsa fona. Yanında çayın, solunda çiçeklerin, karşında astigmattan mı yoksa şenlikten mi uydurulmuş olduğu belli olmayan patlayan ışıklar. Şiirinin o bulunmayan son cümlesini bulmuş gibi hissettiriyor. Ya da sabah uyandığında o gün dünyanın en güzel günüymüş gibi hissettiren o his. Mutluluktan damlayan yaşlar, beli kırılmış kahkahalar, enine boyuna düşünülmüş korkak sevda sözcükleri, savrulan dualar. Bin tane hoşluk, yüz milyon tane mest anı. Demine bergamot katılmış saatleri güne bağlayan cümleler, aşık şairler, küskün şiirler. Yaşadığımı hissettiren her şey. Şükürlere şifa olmuş bakışlar, çocuksu sarılmalar.. Kalbine kilitlenmiş ayrılıklar. En güzel rafa koyulmuş hikayeler. Ne çok şey.. Uzaklaşınca daha çok parlayan anılar. Yakanıza çiçek olsun, mis gibi koksun bu giden aylar. Hatice Kübra Tay
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Beklerken
Beklerken aylar geçti Kulağımın dibinden bir otoban dolusu gürültü geçti Bir çiçek solup renginden oldu Beklerken gün geceye döndü Mevsim aldı başını gitti rüzgarını da cebinde götürdü Beklerken ömürler tükendi Mezarlıklar doldu taştı Çayın tazeliği kaçtı Gökyüzü yıldızlarını düşürdü Yerde bulanlar üstüne basıp ışığını söndürdü Beklerken birkaç rüya gördüm Onları alıp fincanıma fallar dizdim Tutardı tutmazdı derken Beklemenin raf ömrü doldu Beklerken bayatladık Biraz küflendik Kendimizi ekmek sandık Günah olur diye alıp en yukarıya kaldırdık Sonra kuşlara yem olunca anladık Burası dünya Beklemek toplasan üç para Böl çarp topla Sonu yine boşa sevda Hatice Kübra Tay
Alıntı
AÇAİ AMA YEŞİL
İyi akşamlar sevgili günlükseverler. Özelimiz falan yok malum. Tüm günlüklerimi canım blog sayfama bembeyaz bir çarşaf gibi seriyorum. Hani şu bana temiz bir yatak yapsalar kendimi bile unutup uyusam dedikleri yatağın çarşafı. Bu akşamın sessizliğine biraz açai kokusu kattım. Gözlerimi kapattım sarı ışık direkt ruhuma vursun diye. Şakaklarımda tozlanma varmış gibi ağırlıklar hissettim. Şuan hala duruyor. Onları da bu yazı bitene kadar atlarım diye düşünüyorum. Bugün öyle bir pazardı ki koydu vallahi ağırlığını. Ben böyle bir pazarım işine geliyorsa ne iyi gelmiyorsa da napalım tarzı bir gündü. Mecburen kabullendik bastık bağrımıza. Dur bir yudum yeşil çayımdan alayım. Oh valla mis. Bugün bir buçuk film izledim, yarım kitap bitirdim alıntılarımı da alıp rafa kaldırdım. Tıpkı bazı şeyleri de rafa kaldırdığım gibi. Derin bir düzen günü, hafif aydınlanma, yoğun bireyselleşme falan derken kişisel gelişim geçmişim yaptı şovunu valla. Ne kadar da kendimi anlatmaya başladım ben ya. Oysa hiçte sevmem. Acaba bu yazıları yazan başka biri mi ? Olabilir mi ! Siz anlatın biraz da napıyosunuz ? Evrene enerjiler gönderiliyor olumlamalar yapılıyor mu ? Tuzlu suyu sol omuzdan aşağı gönderiyor musunuz? Esra Ezmeci'nin estetikleri ortaya çıktı mı? Kadir Ezildi saçı varken neden saç ektirdi ? Eşi hamile mi değil mi ? Ayşe Şeyma ile İbrahim Selim evlense de storylerini izlesek. Ay napalım gri hayatımıza böyle renk buluyoruz. Bizde böyle insanlar olduk. Neyse ben meditasyona geçiyorum. Boş duvara bakıp hiçbir şey düşünmemeye çalışacağım. 287. denemem. Bu sefer yirmi saniyeye ulaşıp rekorumu kıracağım. Göreceksiniz. Bu arada yeşil çayımı bitirdim. Merak edersiniz diye bilgiyi bomba gibi bıraktım buraya. Son 28 yıldır başlayıp sonunu getirdiğim tek şey. İlk dört seneyi hatırlamıyorum çok
Alıntı
ŞİFA RİTÜELİ
Gözlerindeki bu yüz kiloluk yorgunluk şifa olsun geçmişine. Çektiğin yükler önüne dizdiğin taşlar olsun seni güzel yollara götürsün. Manzaralı mevsimler düşsün ömrüne. Gözlerin güzelliklere bakmakla şifalansın. Şaman ritüelleri gibi rengarenk dumanlar şenlendirsin şu durgun halini. Böyle yürümez bu kervan bir yerden muhakkak sağa sapıp seni en güzel bahçelere götürecek. Kırma gönlünü. Toparlaması zor olur sonra. Tutun tutunabildiğin kadar. Şarkılara tutun, hayallerine tutun, güzel cümlelere tutun. Uçurum yanıbaşında gibi temkinli dostluklar edin. Bazen tuttuğun ipler elini keser, canını acıtır. İşte o zaman bırak bütün ipleri. Düşür her şeyi aşağıya. Sana lazım olan eteklerine takılır kalır zaten. Sen en güzel halinle salın doğanın en güzel yerinde. Al gökyüzünü üzerine. Korusun seni tatlı gülümsemelerin. Gün olur tadın kaçar, ağlamak için sebep ararsın. Oku bunu. Hatice Kübra Tay
Süregelen
Otlarda günaydın sarılığı var. Bende ise yoğun uyuma yağmurları. Bazen dünya renkli çiçek bahçesi bazen alacakaranlık filminin en karanlık sahnesi. Ya kanım içiliyor en keyifli haliyle ya da bir ağacın tepesinde yeryüzünü izliyorum öylesine. Güneşe çıkıyorum zihnim parlıyor. Ağacın gölgesinde başka biri uyanıyor. Yalnız kalma akşamlarım mı aksadı yoksa adapte olma sorunu mu yaşıyorum bilmiyorum. Bir gündüz kuşağında olsam bu da araştırılsın derdim. Ama arge çalışmalarının daha verimli bir yerde kullanılmasını çok önemsiyorum. Onun dışında uzun hava dinliyorum bazen. Bazen de hafif şarkılar açıyorum. Uçuyorlar havada sonra penceremden çıkıp sonsuzluğa karışıyorlar. Aşık oluyorum bazen kelimelere. Alıp onları zihnimin en unutan yerine koyuyorum. Çok aşk kelimelere de iyi gelmez bunu çok iyi biliyorum. Dolup dolup cümleler kuruyorum. Bunları okuyorsanız muhakkak sizi seviyorum. Bazen cümlenin sonunda buluşur kalpler. Bazen de buluşamadan ayrılır yollar. Hayatın tek gerçeği vardır yalanına inananlar belki de sadece marslılar. Hayat var mı yok mu ne önemi var. Öyle anlar oluyor ki biz aslında var mıyız yok muyuz bizde anlamıyoruz. Aynalar bizi bir görüyor bir görmüyor. Ama günün sonunda ekstre hep mağlup olana kesiliyor. Akşamlar artık eskisi gibi şahlanmıyor. Sakin ritim bulutları başımızın üzerinde nöbet tutuyor. Çok birikmişti bu ne uzun yazı demeyin. Ben parmaklarım yoruldu diyor muyum ? Evet diyorum. Bazen insan böyle ağız dolusu şikayet etmek istiyor. Evrene, iyi dileklere, Hıdırellezlere falan part time inanıyoruz. Süregelen inanç şarjımızı ve şarkımızı bitiriyor. Oysa biz en çok dans etmeyi ve sevmeyi seviyoruz. Hatice Kübra Tay