Şu an Oblomov okuyorum. Bir yer çok dikkatimi çekti. Oblomov, dışarı ile bağlantısı azaldığından her şeyden ürken birine dönüşüyor. Yani aslında ürktüğü şeyler hareket etmek, hayata karışmak, adam görmek gibi şeyler. Hareketsizlik, evden çıkmama kısacası o Oblomovluk onun güvenli alanı olmuş. Hepimiz öyle değil miyiz aslında? Hayata karışmak en zorlandığımız ama hayattan kaçmak en başardığımız iş. Oblomov’un hayatı oblomov olduğu için değil duygu hissetmeyecek kadar hayattan koptuğu için deyim yerindeyse Gregor Samsa’ya evrilmiş.