İnsanı hayvandan farklı kılan şey nedir? Bu konuda hiçbir şey bilmiyordum. Tek bildiğim, arada bir fark olduğuydu ve bu fark geri dönüşü olmayan, ortadan kaldırılamayan bir farktı. İnsan başka, hayvan başka bir şeydi. Giderek sadece insanla hayvan arasında değil, hayvanla hayvan arasında da fark olduğunu anlamaya başladım. Tanımlanması daha zor, daha belli belirsiz bir farktı bu. Hayvanın doğasından ziyade bizim onu nasıl gördüğümüzle ilgiliydi. Bir hayvana baktığınızda onda kendinizden bir şeyler görüyorsanız kaçınılmaz olarak ona yakınlık duyuyordunuz. Bazı hayvanları öldürmek kolaydı ya da kolay olmalıydı anlamında söylemiyorum; sadece hayvanlar arasında fark vardı. Anlaşılan insandaki empati bu şekilde işliyordu. Hayvan gözlerinizin içine bakıyorsa onunla özdeşlik kuruyordunuz. O zaman onu öldürmek daha zor oluyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir yılan balığı hakkında en fazla ne kadar şey bilebilirsiniz? Ya da bir insan hakkında? Meğer bağlantılıymış bu iki soru.
Sigmund Freud 1876 yılında, Aristotales'in iki bin yıldan uzun bir zaman önce ortaya attığı ve nicelerinin göğüslemeye çalışıp yenik düştüğü meydan okumayı kabul ettiğinde on dokuz yaşındaydı. Hedefinde doğa bilimlerinin Kutsal Kâsesi'ni, yani yılan balığının testislerini bulmak vardı.