Dil merkezlerinin keşfedildiği bu önemli dönemde, lokal tespitlere sıkı sıkıya bağlı olan nöroloji giderek daha sistematikleşir, bağlantılarla ilgilenir ve merkezi sinir sistemini, bütünü içerisinde, bilgiler edindiği ve üzerinde etkide bulunduğu dünyayı inşa (ya da yeniden inşa) eden bir ilişki aygıtı olarak düşünür.
Sürekli karşımıza çıkacak ve şimdiki zamanda da yankı bulacak felsefi bir tartışma satır aralarında hissedilmektedir: Akıllı insanın içinde akılsız bir insan da mı barınmaktadır?
İnsanın eşi benzeri görülmemiş ve son derece mantıksız bir şekilde yıldırıldığında en basit inancı konusunda bile bocalamaya başlaması ender görülen bir durum değildir. Hatta çok gariptir ama belli belirsiz de olsa, bütün haklılığın ve bütün doğruluğun karşı tarafta olduğundan kuşkulanmaya meyleder.