ÜMİT GÜĞÜMCÜ

ÜMİT GÜĞÜMCÜ
@gugumcu
En büyük üzüntüm
Eskiden bilgisi yok ancak fikri olan kişilerin fikirlerinin aslında doğru olmadığını kitaplar, gazeteler, fotoğraflar ve videolar ile kanıtlarken. "Azıcık kitap okuyun, gazete okuyun hiç olmazsa gazetenin kapağına göz gezdirin" derdim. Bir süredir "Kitap okuyun" demeye başladım çünkü hiçbir gazete artık doğru bilgi vermiyor. Tarafsızlık bile bir taraf oldu. En tarafsız olduğunu savunan gazete bir tarafın düşüncesine göre hareket ediyor. Doğruyu bulmak eğri odunu düzeltmekten zor hal aldı. O yüzden kitap okuyun diyordum sadece. Şimdi son birkaç yıldır yazarlık popüler unsur arasına girdi. Ha babam kitap basılıyor. Araba üretir gibi kitap basıyor yayınevleri. Eskiden kitap yazmak kitap basmak-bastırmak zor işti. Herkesin harcı değildi. Bilgisi eğitimi olan ve bu işe gönül verenlerin işiydi. Şimdi bir bilgisayara sahip olan basıyor da basıyor. Zannedersin el ilanı. O yüzden artık doğru kitap okuyun demeye başlamayı düşünüyorum ancak neye göre doğru. Şimdi zaten doğruları görebilecek biri olsa önce kitap okuyup sonra fikir sahibi olmaya başlardı. Hava kirliliği su kirliliği toprak kirliliği derken insanoğlu bir kirliliğe daha yol açtı bilgi kirliliği. Ve bu durum gelecek kuşaklar için benim en büyük üzüntülerimden biri oluyor.
Reklam
Not: Kendime Kızıyorum
Her şeyi boşverip otostopla şehir şehir gezdiğim aylardan birinde, kaldırdığım parmağa duran araç İzmir'e denk gelmişti. Aracın içinde ön koltuktan benden genç - ki ben daha 20 li yaşlarımdayım - tahmini 18 -19 yaşlarında olan bir kız vardı. Aracın sahibi yaşlıca biriydi. Kızıdır diyerek başımı öne eğdim selam verip oturdum arka koltuğa. Otostopun kuralı cana yakın sohbeti hoş olacaksın yoksa söverler ya da bizim yol burada bitti deyip bırakırlardı. O yüzden bende tatlı dilimi düşük çenemi konuşturdum yine. Öğrenmiş oldum kızı değildi. Gözleri elamsı esmer tenli, tenine yakışan kömür renkli düz uzun saçları vardı. Vardı da adını bir türlü öğrenememiştim ancak İzmir'e gidiyordu. Orada okuyormuş. Yol parasını harçlık yapmak için otostop çekiyormuş. "Kız başına ne cesaret" dedim. Sonra aynı yerde indik. Adını hatırlayamadığım yaşlı amca yoluna devam etti. Tam "Görüşürüz kendine iyi bak tanıştığıma memnun oldum" diyecektim ki birden atladı gözleri ışıl ışıl "Ee çok konuştun bir çay ısmarlayayım da hararetini alsın" dedi. "Tabi olur ee şey" dedim. Birazcık yürüdük küçük çaplı bir kafeye oturduk. İki çay söyledik. İsmini sordum "Marde" dedi. Dedim "Anlamı ne?" Yüzüme baktı gülümsedi. "Fransızca bok ama gerisini bilmiyorum nenem koymuş" dedi. "Kürtçe galiba ya da kürtçenin bir uzantısı dilden de olabilir." diye söze devam etti. Tabi biraz yüzüm asıldı. Sonra uzun uzadıya konuştuk. Kalkmak bile istemedik sonra bir iki gün buluştuk ettik o kadar güzeldi ki her şey ancak biliyordum kendisi Mardin'liydi. Mardinli Marde. Yüreğimi almıştı ancak serde gençlik var. Deli çağlarımız. Bizim eşrafta hatırı sayılırdı. Hepsi milliyetçi ama ne milliyetçilik. Biraz benzemiş yapımız var. Ailede öyle. "Ben bu kızı seviyorum" desem. "Evleneceğim" desem yıkarlar ortalığı. Kıza da yazık olur
Not: Kendime Kızıyorum
Diyorum bu gece gelmesen aklıma seni düşünmekten sabaha kadar uykusuz kalmasam. Sonra kızıyorum kendime. Diyorum ki "Gündüzleri hiç olmayacak bir aşk O Keşanlı Geceleri aklına gelmesinden şikayet ediyorsun." Neyse gelsin de en azından geceleri aklıma gelsin, ben kahveye alıştım zaten.
Not: Kendime Kızıyorum
Arkadaşımla okuduğum kitabın yazarını tartışıyoruz. O "eşcinsel" diyor bense "bence eşcinsel değil uyduruyorlar" diyorum. Hayır! Diyorum kendime sonra. Kitabı ve yazarın hayatıyla ilgili tecrübeleri tartışmak yerine nedense kendimizi cinsel tercihinde bulduk. Çevresel faktörler sebebiyle bilinçaltına yerleşmiş düşünceler mi yoksa bastıramadığımız iç güdülerimiz mi buna zorladı bizi bilmiyorum ancak çok saçma bir tartışmaydı. Zaten uzatmadan kapadık konuyu. Benim için önemli olan yazdıklarının bana ve tüm insanlığa kazandırdıkları. Tercihler onun kararı. Ben Ahmet Kaya dinlerim, Zeki Müren dinlerim, Bülent Ersoy dinlerim. Yılmaz Güney filmleri de izlerim. Görüşleri, tercihleri benden farklı olsalar bile benim için yaptıkları işin değeri önemli geri kalanı onların tercihi derim. Ancak bu fikirlerini kabul ettiğim anlamına gelmez. Eleştirmem gerekirse eleştiririm.Karşı dururum. Mücadele ederim. Muhalefetse muhalefettir geri kalmam. Ancak sırf düşüncelerime karşı diye ne yaptıkları yararları şeyleri karalarım ne de onlardan keyif almak bilgi almak olgusundan mahrum bırakırım kendimi. Sadece kesiştiğimiz bir payda olan farklı daireleriz sadece şu dünyada.
Sinema
En büyük üzüntüm
Dünya'da o kadar farklı ve çok dünya var ki kitapların arasında ve ben onların hepsinin içinde seyahate çıkacak kadar uzun yaşamayacağımı biliyorum. Çünkü şu an baskıları durdursalar şu ana kadar basılmış olan kitaplardaki dünyaları keşfetmek için ortalama bir insan ömrünün çok çok fazlası gerekli. İşte benim en büyük üzüntüm de bu.
Reklam