Ayrılmadan önce büyükamca, "Aynalardan geçmek kendinle yüzleşmeyi gerektirir," demişti. Ophelie'nin tereddütleri oldukça, vicdanına göre haraket ettikçe, her sabah yansımasıyla yüzleşebildiği sürece sadece kendisine ait olacaktı.
"Bir çift el olmadan önce ben buyum," dedi Ophelie parmaklarını aynadan çıkararak, "Ben, Aynadan Geçen Kız'ım."
Nasıl olurdu da böylesine çabuk teslim olabileceği düşünceleri sık sık aklından geçirirdi? Sadece diğerleri değil, kendisi de kimliğini elleri üzerine inşa etmişti. Hayatı boyunca bir okuyucundan, bir müze sorumlusundan, insanlardan çok nesnelere yaren olabilecek bir varlıktan başka bir şey olabileceğini düşünmemişti. Okumak onun için bir tutku olmuştu ama ne zamandan beri hayatımızı sadece tutkular üstüne kuruyorduk?
"Bu kışı sağlam atlatamayacağınızı düşünmüştüm, beni yanılttınız. Şimdi de siz, size düzgün bir hayat sunamayacağımı düşünüyorsunuz, bu kez benim kendimi kanıtlamama izin verir miydiniz?"
Kış Nişanlıları 8/10
Bu kitaba kaç puan vereceğimden hiç emin değilim ama kalbimde garip bir şekilde yer edindiği kesin. Son sayfaları heyecanla çevirdiğim ancak başlarda zaman zaman bunaldığım bir kitaptı. Yine de kendini biraz zorla okutmasına rağmen evren, karakterler öyle ilgi çekici ki yarım bırakamıyor ve devam ediyorsunuz.
Kitabımızın kahramanı Ophelie, Anima adı verilen Kemer’de yaşıyor. Dünya, “Kırılma” adı verilen bir felaketle birlikte bir sürü farklı adaya bölünüyor ve bu adalara Kemer diyoruz. Her bi Kemer’de farklı güçlere sahip farklı klanlar yaşıyor. Ophelie’nin gücü ise, aynalardan geçebilmek ve nesnelerin geçmişini okuyabilmek. Ancak kendisi sakin, sessiz ve yalnız bir yaşam sürerken, hayatı; onu Kutup Kemeri’nden Thorn ile nişanlamaları ile değişiyor. Ophelie, nişanlısının evine, Gökşehir’e gidiyor.
Evreni oldukça ilgi çekici bulduğumu söylemeliyim. Yavaş yavaş, okuyucuya yedire yedire anlatılmış ve bu kitabın içine girmenizi kolaylaştırıyor. Parça parça neler olduğunu, sihrin nasıl işlediğini kavrıyorsunuz. Klanların güçlerini çok beğendim, okurken beni çoğu zaman şaşkınlığa uğrattı. Ve yaşadıkları evrenin sihirle birlikte telefonlar, gazeteler, asansörler gibi sahip olduğumuz icatlarla birlikte harmanlanması beni hiç rahatsız etmedi. Bu açıdan yazarı da çevirmeni de tebrik etmek lazım, evrenin anlatımı çok başarılı bir şekilde işlenmiş. Bana zaman zaman Howl’s Moving Castle’ı anımsatmadı değil.
Karakterlere gelecek olursam, uzun zamandır bu kadar gerçek karakterler okumamıştım. Hiçbir karakterden tam anlamıyla nefret edemiyor ya da çok sevemiyorsunuz ve bu tam olarak onları özel kılan şey. Ama Ophlelie’yi çok sevdim. Çoğu zaman kitapta onun iç seslerinden çok etrafında olan bitenlere karşı tepkilerini - ya da tepkisiz kalmasına rağmen
Kış NişanlılarıChristelle Dabos · İthaki Yayınları · 2024183 okunma