• "Suskunluğumu seninle bozuyorum.
    Son nefes senin adını sürüyorum dudaklarıma,
    sonra kapatıyorum oruç niyetine;
    iftarım senin adınla oluyor yine.
    Aşkın adını sen koydum, bütün sevdalar kıskandı.
    Aşkın yalın hâli ise sadece ben.
    Yalın, yalnız, yapayalnız...
    Sevdasız yağmur bile eski bir rüyadır.
    Aşkın içinde gül varsa, gül tekrar filizlenir,
    kıpkırmızı kesilir.
    Sevdada gül varsa,
    ancak o zaman bulur aşk kendi hâlini.
    Aşka dair ve sevdaya dair seni çizsem,
    kitap niyetine soluksuz okunur gönüllerin ulu orta yerinde.
    Kitabın adını sen koysam, "sevda sevda" dillenir bütün gözler.
    Her şey bittiği zaman kainatta, gül ile sevda tekrar dirilir,
    son bir kez yeşerir, son noktayı koyarcasına....
    Sustum. Sevda sustu, gül sustu.
    Sustum, sevda müptelâsı gül coştukça coştu.
    Aşk üç kelime ile aşk oldu;
    Gül ve Sevda. Sevdaya gül dâhil,
    sevda güle müdâhil.
    Yaşamak sadece gülce, sevdaca...
    Aşkın adını hüsran koyanlar utansın,
    sevda tüten güllere inat.
    Ruhun girdaplarını gül,
    sevda koydum, saklanıp çıkamayayım diye.
    Güle değen bütün sözleri kıskanırım.
    Sevdaya gelecek ruhları parça parça dağıtırım.
    "Ben sana Gül diye yazdıkça,
    sen bana Cemrem diye yazardın.
    Haklısın cemrenim ben. Dördüncü cemre.
    Havaya, toprağa ve suya düşer cemreler.
    Ancak başka türlü dördüncü bir cemre var ki,
    yüreğe düşer. Yakar. Kavurur. Savurur.
    Cemre düştü toprağa gözlerden.
    Toprağı diriltti, canı verdi; canını yitirdi.
    Canını yitirse de, cemreliğini kaybetmedi.
    Gözler önce cemreyi gönderdi,
    sonra kendileri de gitti.
    Eridiler, yok oldular...
    Cemrenin kızgınlığı zamanaydı,
    gözlereydi, toprağaydı ve aşkaydı...
    Zaman geçiyor. Ne cemre kalıyor,
    ne gözler kalıyor,
    ne de toprak eski hâlinde kalıyor.
    Gönül buruksa ve vurgunsa,
    kendi ruh hâlini hep koruyor,
    kaybetmiyor ama âsi oluyor.
    Aşka isyan ediyor,
    zamana isyan ediyor,
    mekâna isyan ediyor.
    Gül, cemreye kavuşunca,
    sevda doyuyor mutluluğa.
    Cemre sevdanın bir parçası,
    onun zerresi, onun katresi...
    Sevda hep güle cemreyle yalvarıyor,
    gül gülüyor,
    sevda binlerce kat daha sevdalanıyor...
    Gül utanınca kırmızılaşıyor.
    Sevdada isyankâr bakışlar,
    gülde uslanmaz haykırışlar...
    Mesafe uzak; gönüller bir,
    gözler uzak; bakışlar bir...
    Ayrılık girdi araya uzunca zamandır.
    Rüzgâr, sevdayı gülden ayrı savurdu,
    itti bütün gücüyle gülden uzağa apayrı...
    Zamanda mıydı suç? Rüzgârda mı?
    Yok, başka kimse yok gül ve sevdaya dair...
    Cemre susuz, Cemre yarsız,
    Cemre gülsüz ve sevdasız.
    Senin Cemren "
    Hz. Mevlana'nın Sözlüsüne Yazdığı Cevap
  • Uçurumun kenarındayım Hızır
    Ulu dilber kalesinin burcunda
    Muhteşem belaya nazır
    Topuklarım boşluğun avcunda
    Derin yar adımı çağırır
    Dikildim parmaklarımın ucunda
    Bir gamzelik rüzgâr yetecek
    Ha itti beni, ha itecek
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Civan hazır
    Divan hazır
    Ferman hazır
    Kurban hazırUçurumun kenarındayım Hızır
    Güzelliğin zulme çaldığı sınır
    Başım döner, beynim bulanır
    El etmez
    Gel etmez
    Gülce'm uzaktan dolanır
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Gülce bir davet
    Mecaz değil
    Maraz değil
    Gülce bir afet
    Peri değil
    Huri değil
    Gülce beyaz sihir
    Gülce ölümcül naz
    Buram buram zehir
    Yar yüzünde infazBir gamzelik rüzgâr yetecek
    Ha itti beni, ha itecek
    Güzelliğin zulme çaldığı sınır
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Ben fakir
    En hakir
    Bin taksir
    Ateşten
    Kalleşten
    Mızrakla gürzden
    Dabbetülarz'dan
    Deccal’dan, yedi düvelden
    Korku nedir bilmeyen ben
    Tir tir titriyorum Gülce’den
    Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan
    Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
    Saniyeler gözlerimde birer can
    Her saniyede bir can veriyorum

    ÖMER LÜTFİ METE
  • Yiğidi gül ağlatır gam öldürür
    Nice namert ava çıksa, tuzak kursa, kurşun atsa;
    Yiğidi çökertmezse kahır.
    Bir dem yar hüzünle baksa
    Bir gönül gözüyle baksa
    Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür.
    Düşman yılan olup soksa,
    Dokuz kavim taşa tutsa;
    Yiğidi çökertmez kahır.
    Bir dem yar hüzünle baksa,
    Bir gönül gözüyle baksa
    Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür
  • Monna Rosa, siyah güller, ak güller;
    Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak.
    Kanadı kırık kuş merhamet ister;
    Ah, senin yüzünden kana batacak,
    Monna Rosa, siyah güller, ak güller.
  • Uçurumun kenarındayım Hızır
    Bir dilber kalesinin burcunda
    Vazgeçilmez belaya nazır
    Topuklarım boşluğun avcunda
    Derin yar adımı çağırır
    Kaldım parmaklarımın ucunda
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Bir gamzelik rüzgar yetecek
    Ha itti beni, ha itecek
    Uçurumun kenanndayım Hızır
    Divan hazır
    Ferman hazır
    Kurban hazır
    Güzelliğin zulme çaldığı sınır
    Başım döner, beynim bulanır
    El etmez
    Gel etmez
    Gözleri bir ret, bir davet
    Gülce uzak uzak dolanır
    Mecaz değil
    Maraz değil
    Gülce semavi bir afet
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Gülce bir beyaz sihir
    Canıma bedel bir haz
    Nar ve nurdan bir zehir
    Gülce Araf`ta infaz
    Bir tek bakışıyla suyum ısınır
    Güzelliğin zulme çaldığı sınır
    Uçurumun kenanndayım Hızır
    Ben fakir
    En hakir
    Bin taksir
    Cahil cesaretimi alem tanır
    Ateşten
    Kalleşten
    Mızrakla gürzden
    Dabbetülarzdan
    Deccal`dan, yedi düvelden
    Korku nedir bilmeyen ben
    Tir tir titriyorum Gülce`den
    Ödüm patlıyor Gülce`ye bakmaktan
    Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
    Saniyeler gözlerimde birer can
    Her saniyede bir can veriyorum

    Ömer Lütfü Mete
  • Monna Rosa, siyah güller, ak güller;
    Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak.
    Kanadı kırık kuş merhamet ister ;
    Ah, senin yüzünden kana batacak,
    Monna Rosa, siyah güller, ak güller!
  • Beni sevmeye gel bir daha, o yürekten çalar seneler.

    Ozbi Feat. Gülce Duru '' FAÇALI YÜREKLER '' (Rakılı Live 2.Seri)
    https://www.youtube.com/watch?v=Jx_ZpZBoJro