*spoiler*
Serinin 2. Kitabı olan Kahve Soğumadan Önce: Kafeden Hikayeler benim için son derece zevkle okunacak bir kitaptı. Her yeni tanıştığım karakterde biraz daha kendimi buldum. Tutamadığımız sözler, sanki hiç ölmeyecekmişiz, elimizdekileri kaybetmeyecekmişiz gibi yaşamanın yanılgısı ve kalp kırıklıkları, pişmanlıklar…
Reiji ve Nanako’nun tüm hayatlarını beraber geçirip asla sonuna kadar birbirlerine açılamamaları… Kitabın son sayfasında mutlu son beklerken Nanako’nun ölüm haberinin gelmesi de hayatın aslında ne kadar kısa ve anlamsız olduğunu bir kere daha hatırlattı.
Beni de çok korkutan, sevdiğim insanların ölümünden sonra kendimi bir daha toparlayamamak düşüncesini; Miki’nin onu doğurmak için ölmüş olan annesine “beni doğurduğun için sana çok teşekkür ederim” demesiyle ve Yukika ve Reiko kardeşlerle daha da içselleştirdim.
Ama kitabın sonunda çok doğru bir söz var: “Bir insanın ölümünün mutsuzluğa sebep olmasına izin vermemeliyiz. Ölen herkesin mutsuzluğa neden olmasına izin verirsek, bu insanların mutsuz olmak için doğduğu anlamını taşır. Oysa doğru olan bunun tam tersidir. İnsanlar daima mutlu olmak için doğarlar.”
Hem umut hem de hüznün içinde mutluluk bulacağımız bir kitaptı.