Zamanında başkası için imkansız olan sevgiyi o kadar istedin ki üzerinden on bir yıl da geçse tekrar aynı şeyi yaşamak istemiyorsun. Öyle yorgunsun ki bir sevgisizlik daha kaldıramaz omuzların.
Hatıralar susmuyor. Geçmiş hiç mi hiç geçmiyordu. Bir balonun içinde birikiyor,tek bir iğne ucu ona değdiği an etrafa saçılıyordu. Sense etrafa saçılan her parçanın arasında boğuluyordun. Kendine gelemiyordun,zaten kendinden gitmişken iyice uzaklaştırıyordu geçmiş seni.
Babam kanserdi. Ne kanseriydi ne ölüm kapısına dayanmışken dahi bana bir telefon açıpta beni çağıramayacak kadar niye benden nefret ediyordu, anlayamıyordum. Her zaman kızgın, eli ayarsız ve korkunç bir adam olmuştu. Onun beni aramaması beni kırmıyordu da insan kendi kızını arayamayacak kadar kin dolu olabilir miydi? Onu üzüyor muydum?(...)
11 yıldır görmediğim ailemin durumuna üzülmem gerekirken hiçbir şey hissedememek miydi benim cezam? Yüzlerini unutmak mıydı?Başıma neler geldiğini merek etmeyen insanlara ulaşmalı mıydım? Kalbimi kıran, yıllarca beni bir taraflarım mor şekilde gezmeye mahkum eden insanları arayıp geçmiş olsun demeli miydim?
Bir yabancı gibi?