İsterseniz bir ayda 30 kitap okuyun.
Altını çizin, alıntılar paylaşın, entelektüel görünün.
Ama hâlâ öldürülen çocukların ardından “sebep oyunlar” diyorsanız, bırakın okumayın.
Hâlâ dökülen onca kana, verilen onca şehide rağmen (bahsi geçen şahsı hepiniz biliyorsunuz..) “ben onu siyasetten bağımsız
okuyorum” diyorsanız, bırakın okumayın.
Hâlâ bombalar altında büyüyen çocuklar için “bu benim davam değil” diyorsanız, bırakın okumayın.
Hâlâ adaletsizliği görüp susuyorsanız,
haksızlığı izleyip tarafsız kalıyorsanız, bırakın okumayın.
Hâlâ insanları diniyle, diliyle, kimliğiyle ayırıyorsanız, bırakın okumayın.
Hâlâ güçlüden yana olup zayıfı görmezden geliyorsanız, bırakın okumayın.
Hâlâ bir çocuğun gözyaşı sizi sarsmıyorsa,
bir annenin çığlığı içinizden bir şey koparmıyorsa, bırakın okumayın.
Belli ki okuduklarınız sizi birer okumuş cahil yapmış, insan değil.
Belki de öyleyim. Belki yalnızca bir rüyayım.
Evet, hayatımda gördüğüm en güzel rüyasın.
Ancak rüyalar bitmeye mahkümdur.
öyleyse hiç uyanmak istemiyorum.
İnsanlardan iyice uzaklaşmıştı. Onlara düzgün davranmak her geçen gün daha zor geliyordu. İnsanların varlığı Martin'i huzursuz ediyor, onlarla konuşma çabası asabını bozuyordu. İnsanlardan rahatsız oluyor ve biriyle yan yana geldiği andan itibaren ondan kurtulmanın çaresini aramaya başlıyordu.