Hayat böyle bir şey işte acı dediğimiz şey yere, olaya ve zamana göre değişiyor; etkisi ise manasına, değere göre artıyor veya azalıyordu. Yeryüzünde kimi zaman ruhun verdiği acı bede-nin verdiği acıdan çok daha fazla zarar veriyor, kimi zaman da bedenin verdiği acı maneviyatı rüzgârda uçuşan bir saman çöpü gibi kendisinden uzaklaştırıyordu. Hangi acıyı seçeceğimiz karakterimiz ve yapımız belirliyor.
İnsan ruhu hep çocuk olarak kalıyordu yoksa yetmişlerindeki hekim nasıl oluyor da kırışmış, büzülmüş, kemiğe yapışmış bir deriyle; kamburlaşmış bir sırtla, ağrılar hapishanesine dönmüş bir vücut ve eriyen kemiklerle duyduğu sevinci bu kadar canlı bir şekilde yaşayabiliyordu?
Onun canını sıkan ve acıtan insanlar içinde yaşayıp birden kendisini bir boşlukta bulmasıydı; sessizliğin diyarı, iç seslerin yağmuru ve tuhaf düşüncelerin olduğu bir boşluktu, kimse yok, zaman zaman kâbuslar zaman zaman pencereden mevsimlerin değişimine şahit olmak vardı.