söğüt ağacında nar
Ağzı kulaklarında, neşeyle ve zalimce bir bakışla, “Hayırdır Gülfeza, söğüt ağacından nar, kavak ağacından elma toplamaya mı gidiyorsunuz?” dedi.
Sayfa 32
Hayat böyle bir şey işte acı dediğimiz şey yere, olaya ve zamana göre değişiyor; etkisi ise manasına, değere göre artıyor veya azalıyordu. Yeryüzünde kimi zaman ruhun verdiği acı bede-nin verdiği acıdan çok daha fazla zarar veriyor, kimi zaman da bedenin verdiği acı maneviyatı rüzgârda uçuşan bir saman çöpü gibi kendisinden uzaklaştırıyordu. Hangi acıyı seçeceğimiz karakterimiz ve yapımız belirliyor.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Söz konusu karalamaya gelince insanlardan daha zalimi yaratılmamıştır yer ile gök arasında.
İnsan ruhu hep çocuk olarak kalıyordu yoksa yetmişlerindeki hekim nasıl oluyor da kırışmış, büzülmüş, kemiğe yapışmış bir deriyle; kamburlaşmış bir sırtla, ağrılar hapishanesine dönmüş bir vücut ve eriyen kemiklerle duyduğu sevinci bu kadar canlı bir şekilde yaşayabiliyordu?
Onun canını sıkan ve acıtan insanlar içinde yaşayıp birden kendisini bir boşlukta bulmasıydı; sessizliğin diyarı, iç seslerin yağmuru ve tuhaf düşüncelerin olduğu bir boşluktu, kimse yok, zaman zaman kâbuslar zaman zaman pencereden mevsimlerin değişimine şahit olmak vardı.
...ruhu hep çocuk olarak kalmıştı ve hâlâ bir çocuk gibi annesinin varlığına ihtiyaç duyuyordu.