beyzanur

beyzanur
@gullistan
öyle aniden, güzellikle ve kendiliğinden
İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını zanneder, öyle temenni eder. Ama gözden perdeleri kaldıran ölüm var.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnat manevi bir mikroptur; insanı türlü dertlere müptela eder. Ve inat insanın kendi eliyle aklına ve kalbine çektiği bir perdedir.
İnsanın kendi varlığı üzerinde düşünmesi bizzat kendi benliğiyle, maddi ve manevi boyutlarını da kapsayarak kendi varlığıyla ilişki kurması onun önyargı, hurafe inanışlar ve batıl düşüncelerle mücadele etmesini ve onları alt etmesini sağlar. Başka bir deyişle kendini doğru tanıyan ve tanımlayan insan ön yargı, yanılgı, varsayım ve inançlarını sorgulamaya başlar. Bu sorgulamanın gerçek cevabını bulmak için de kendi benliğini aşan beşer üstü bir rehbere ihtiyaç hisseder. Bir insanın, kendisini yaratan Allah'ın, O'nun vahyinin ve peygamberinin rehberliği olmaksızın kendini bilmesi, kendini bulması ve kendini keşfetmesi mümkün değildir. Çünkü kendini keşfetmen için kendini aşman gerekir. Kendini aşman da ancak "aşkın" âlemden gelen bir nur ile yani Kur'an ve âlemlere safa Hz. Muhammed Mustafa ile yani Allah ile Allah'ın adı ile mümkündür.
… ortada bir sanat varsa o sanatı icra eden bir de sanatkâr; bir düzen varsa bir düzenleyici, bir eser varsa bir de müessir yani eser sahibi var demektir. Kâinat sonradan var olduğuna (yani hâdis olduğuna) göre kâinatın var edicisi kainattaki düzen, ritim, ahenk ve dinamizmi var edecek kudrette, irade ve bilgi seviyesinde olmalıdır. Varlığın en küçük parçasından devasa kozmik bütünlüğe kadar bütün evreni yoktan var eden bu sebep, madde aleminde eksiklik, noksanlık, acizlik olarak nitelendirdiğimiz bütün olumsuz sıfat ve durumlardan da uzak olmalıdır. İşte tam da bu bağlamda Kur'an akla rehberlik eder ve insanı eserden eser sahibine, sanattan sanatkâra, yaratılandan yaratana ulaştıracak bir düşünce yolculuğunda ona yön verir, yol aldırır, yolunu aydınlatır.
"Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir imtihandır; büyük mükâfat ise Allah'ın katındadır. O halde gücünüz yettiğince Allah'a saygısızlıktan sakının; dinleyin, itaat edin ve kendi iyiliğinize olmak üzere başkaları için harcayın. Kim nefsinin bencilliğinden korunursa işte kurtuluşa erecek onlardır. Allah'a güzel bir borç verirseniz O da bunu size fazlasıyla öder ve sizi bağışlar. Allah şükrün karşılığını bol bol verir, cezada ise acele etmez. Allah, akıl ve duyularla idrak edilemeyeni de edileni de bilir; O üstündür, hikmet sahibidir.” (Teğabun, 15-18)