“Zamanla çiftlerin yakın bir ilişkide birbirine verdiği sevgi ve mükafatlar, o ilişkiden kazandıkları sevgi ve mükafatlara karşılık geliyor. Sevgimizi gösterip düşünceli davrandıkça ilişkideki sevgi ve mükafat seviyesini yükseltiyor, aynı zamanda bunlardan daha fazlasını elde etme ihtimalimizi de artırıyoruz.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
ARİSTOFANES SÖYLENCESİ
Tarih öncesi çağlarda, insanlar dört elli ve dört ayaklı, yuvarlak yaratıklardı; gövdeleri bir daire oluşturuyordu. Zıt yönlere bakan iki suratlı bir kafaları vardı. Bu insanlar çok arsızdılar; tanrılarınsa böyle bir küstahlığa tahammülü yoktu. O yüzden Zeus ceza olarak onları ortadan ikiye ayırıp, her iki yarıyı birbirini aramaya mahkum etti. İnsan diğer yarısını bulduğunda, “çift, aşk, arkadaşlık ve yakınlıktan sarhoş” oluyordu. Bu buluşma ve birbirinin kollarında eriyip gitme hali, bu ikiyken bir olma durumu “atalarımızdan kalma o ihtiyaç”ın tam ifadesidir… Bunun nedeni, insan doğasının bir zamanlar tek, bizimse bir bütün olmamızdır. Bu bütünlük arayışına aşk denir.
İlişkinin mükafatları (sevgi, destek veya cinsellik gibi) ne kadar fazla ve masrafları (örneğin insanın istemediği şeyleri yapmak zorunda kalması) ne kadar azsa, ilişki o kadar tatmin edici ve uzun ömürlü olur.
“Kimin kime aşık olduğunu inceleyen araştırmalarda, sevilen kişinin tatmin ettiği ihtiyaçların ve birinin bizden hoşlandığını bilmenin önemli bir rolü olduğu gözlenmiştir.”