"Allah'ın yücelttiğini yüceltip değer vermediğini önemsizleştirdiğimiz zaman iç dünyamızdaki karmaşa sona erecek; düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımız eşyanın tabiatı ile tam bir uyum içinde tevhide ulaşabilecektir."
"Bazen kişisel bir kusurdan kaynaklanmayan külli kahırlardan da payımıza acının düştüğü olur. Dünya savaşları, salgın hastalıklar ya da tabii afetler gibi. Bu durumda değiştiremeyeceğimiz bu imtihanların hakkımızda hayırla neticelenmesi için tek yapabileceğimiz şey alçakgönüllü bir sabırdır. Bazılarına ahmakça bir pasifizm gibi görünen bu sabrın çok büyük bir güç gerektiren yüce bir erdem olduğunu ve Allah'ın imtihanlarından ancak bu erdemle geçilebileceğini unutmamak gerekir."
"Gazzali'nin de işaret ettiği gibi Allah'ın örtücülüğü iç organlarımızı gül yaprağı gibi bir ciltle , bedenin bize özel yerlerini insana heybet veren nice güzel giysilerle örtmesiyle tecelli ettiği gibi hepsi aleni olsa idi insan içine çıkacak halimiz kalmayacak nice hatalarımızı da mağfiretiyle örterek tecelli eder. Öyle ki bazen biz bile unuturuz yapıp ettiklerimizi, bir güven gelir kendimize de mangalda kül bırakmayız. Bu manada unutmak da Allah'ın örtücü rahmetinin bir tecellisidir. Örtmenin âlâsı ise hataların üstünü örtmekten de önce, Allah'ın setrinin bizi günahlardan himaye ederek hatalarla aramızı uzak tutacak şekilde benliğimizi tertemiz muhafaza etmesidir."
Çin komünistlerinin “sınıf düzeni” ve “sınıf mücadelesi” siyaseti bir “yapıştımı çıkmaz lanet”ti. Buna maruz kalanlar her türlü insani haktan mahrum olmaya mahkûmdu. Bunun bir diğer örneği: 1958’den 1969 yılına kadar Doğu Türkistan’ın Tarım Havzası ve Çerçen kumluklarında sözde “çiftçilik meydan”larına 500.000 kadar genci Çin’in Şangay, Tianjin ve Vuhan gibi büyük şehirlerinden getirdiler. “Yeniden Terbiye Etme”, “Fakir Çiftçilerden Öğrenip Sınıfsal Bakışını Değiştirme” diye süslü isimlerle şekli değişmiş ceza kamplarında, çok ağır işlerde çalıştırdılar. Bu gençler lise veya üniversitede okuyan öğrenciler olup Çin’in iç kısımlarındaki büyük sanayi şehirlerindeki zenginlerin, toprak sahiplerinin veya üst tabakaya mensup ailelerin çocuklarıydı. “Anne babaları proletarya diktatörlüğü tarafından darbe vurulan yani öldürülen veya hapse atılan gençler” idi. Bu gençler, zor şartlarda tarım arazisi açmak gibi en ağır işlerde hayvan gibi kullanıldı. Ağır fiziki ve psikolojik işkence altında bunların bir kısmı intihar etti. Bir kısmı kaçmaya çalışırken geçit vermez Taklamakan Çölü’nde öldü. 1967 yılında bu durum bütün Çin içinde umumi şikâyetlere neden oldu."