Bu incelemeyi okumamın üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen aklımda kalanlarla yazıyorum.
Bu kitapta Acotar evreniyle tekrar tanışıyormuşuz gibi hissettim ama benim için tekrara düşmek gibi
Marlo'nun havayı iterek kalkan kollarını gördüm. Bir keresinde küçük bir mağara girişini dikenli sarmaşıklarla örtmek için de ellerini aynı böyle uzatmıştı. O zamanlar daha ince olan kolları daha kalın giysilerin altındaydı. Ellerini hepten havaya kaldırıp başını geriye atınca Doğrucu Ateşyutan; Tanrı'ya, Doğal Denge'ye yalvarır gibi gözüktü. Ya da teşekkür eder gibi. Eminim ki ikisi de değildi. Kollarını yana açarken başını da gökyüzünden indirdi. O vakit bir yangının sesi tutuştu zihnimde. Gölge Sarayı'nın yeşil alevlerinin sesini aldırıyordu fakat şimdi Hazard'ın yelkenlerini yakan alevler turuncu ve sarıydı, yelkenlerin altındaki bağrımalar da gürdü.
Ahh bu beni benden aldı nesta ve casian nın iftirası çekimi reddedilmeyi sahiplenişleri bayıldım elimden bırakamadım desem okuyun okutun Sarah j maas diye bi gerçek varmış
Başarısız olmamıştı. Bununla yüzleşmiş ve hayatta kalmıştı.
Dünyayı kurtaramamış ya da ordulara liderlik etmemiş olabilirdi ama bu küçük , ilk adımı atmıştı.