Günceler

Günceler
@gunceler
3 okur puanı
Haziran 2024 tarihinde katıldı
Ben evden işe, işten eve yaşamaya devam ederken dışarıda akan bir hayat; zevklerinin peşinden giden insanlar var. Ben neden onlardan biri değilim peki?
Alıntı
Derdiniz ne kadar büyük olursa olsun öyle aylarca gözyaşı falan dökülmüyormuş. Dert yerinde dursa da önce gözyaşları kuruyormuş, sonra boğazdaki yumru mideye iniyor, göğse bir derin nefes hapsoluyor, yalnız kalpte incecik bir tel sokulmuş gibi geçmeyen bir sızı kalıyormuş. Herkesin sızısı var, seninki de böyle işte...
Alıntı
Her şeyin güzel, eksiksiz, pürüzsüz olduğu o yere ait hissetmiyorsan kendini, oraya cennet denilebilir mi? Bu dünyanın da vardır bir cenneti, cehennemi ve şüphesiz ki cennet, ait olduğun yerdir; bir yapboz parçası gibi tak diye oturduğun, kimsenin sana “bu burada ne alaka” demediği yerdir. Eğer bulduysan cennetini, kurtlandırma yerini, başka cennetleri özleme artık.
Alıntı
Bize güzelliğin bir güç olduğu ve elimizin altında bulunan bu gücü kullanmaktan daha doğal bir şey olmadığı öğretildi. Gücümüzü arttırmak için güzelleşmeli ve daha da güzelleşmeliydik ama bugün anlıyorum ki asıl güç koca burnunla direnebilmek. Evet kendisini çirkin hisseden kız kardeşim, istediği estetik operasyonu yaptırabilecek özgürlük ve paraya sahip olunan yerden sesleniyorum, istediğin kadar güzelleş yetmeyecek, önüne yeni hedefler koyacaklar.
Alıntı
Öyleyse önce neşeyi ve kahkahayı yok etmeliydi. Neşe demek özgürlük demekti. Gülmek demek eleştirmek, sorgulamak ve bir şeyleri olduğu haliyle, çıplak olarak görebilmek demekti. Hayır bu istenmiyordu. Asık suratlı, gergin, korku dolu bir propagandayla insanların biraz uyanıp etrafı sorgulamasını da engelliyordu böylece. Onlar sorgu değil, biat istiyorlardı.
Alıntı