"Derdin, kederin, belanın da bir ömrü vardır. Onlarda tıpkı bizler gibi vakti gelince ölüp giderler. İşte o vakit gelene kadar da sabretmek düşer bize. Bak göreceksin tez zamanda, o kör olasıcalar mahzun bakışlarınla seni baş başa bırakacaklar. Büyük saadetler, büyük dertlerin ardına saklanırmış. Kışın ardı bahar, gecenin ardı gündüz..."
Sayfa 89 - Morena YayıneviKitabı okuyor
"Bütün bunlar geçip gidecek. İnsanoğlu dünyaya benzer. Bir gece bir gündüz devranı döner durur. Karanlık çöktü diye güneşe küsülür mü? Gündüz gecenin, bahar kışın ardına saklanır, bir vakit gelir de sevinçten ağladığın gün olur ; yaşadığın her şey acısıyla tatlısıyla hatıra kalır. "
Sayfa 48 - Morena YayıneviKitabı okuyor
Reklam
sen ve ben birlikte: biz
“Sen ve ben gündüz ve gece gibiyiz.” “Ne demek istiyorsun?” “Ne gündüz ne de gece olan bir saat var mı? Yok. O yüzden, anlıyor musun, sen ve ben birlikte bütün zamanı kapsıyoruz, ikimizin arasında her şey var.”
Sayfa 140
-Çoğu kez insan yaşamı, yaşanmış coşkuların anısı ile de geçer. Ama yaşamın bazı kesitlerinde bu coşku gece ve gündüz somut olarak kavrar benliğimizi. Bir resimle,bir insanla.yaprakları hışırdayan bir ağaçla.
Gündüz herkesindir. Beni neden hep geceye mahkum ediyorlar?
Sığınağımız namaz
Namazın gündüz ve gece belli zamanlarda sürekli tekrar edilmesi, insanın içinde kaybolduğu çokluk dünyasını, unutkanlık rüyasını sistemli bir şekilde bozar ve onu gaflet uykusundan uyandırıp kendi varlığının anlamı üzerinde düşünmeye yöneltir. Namaz bu bakımdan hayat fırtınası içinde insanı koruyan değerli bir sığınaktır.
Sayfa 102 - 4. Cilt
Reklam
Böylece gece gündüz aynı yaşamları sürdürüp duruyorlardı, macera ancak kitaplarda görülen ya da asla kapanmayan televizyonlarda duyulan bir sözcüktü.
Sadece bir saniye için hayatın da mesaisi olması gerektiğini düşündü Zargana. Yani yaşanacak zamanın tercih edilmesi gerektiğini. Gece ya da gündüz. İkisini birlikte yaşadığı için mutsuzdu insan. Kaldıramıyordu aynı hayatın içinde hem geceyi hem gündüzü. Onun için uyku vardı belki de. Ve onun için bu kadar mutsuzdu belki de uyuyamayan insanlar.
"Melatonin demek uyku demek. Bunu asla unutma. Işık bu hormonun salgısını baskılayabildiğinden melatonin miktarı gündüz en düşük seviyelerdeyken geceleri belirgin artış gösterir. Aslında bu değişimi saat düzeyinde bile biliyoruz. Melatonin genellikle saat 21.00 - 22.00 arası salgılanmaya başlar ve gece yarısından sonra 02.00 - 04.00 arası gibi en yüksek değerlerine ulaşır Yani saat 23.00'den sonra yavaş yavaş esnemeye başlamanın nedeni budur ya da sabahlaman gerektiğinde bir süre sonra göz kapaklarını iyice ağırlaşması tümüyle melatoninin etkisiyle ilgili. Sabah güneş doğduğunda ortaya çıkan ışık melotonin salgılanmasını sona erdirir ve kendiliğimizden uyanırız. Özellikle de uyumadan önce bakılan telefon ve tablet ekranları. Bu cihazların ekranlarından çıkan ışık kısa dalga boyuna sahip olduğundan mavi ışık maruziyeti oluşur ve bu durum melatonin seviyesini olumsuz etkileyerek kalitesiz bir uykuya neden olur.
Reklam
Ben kendimi dinleye dinleye böyle oldum. Kendimde bu kadar dinleyecek ne vardı, şeytanın talimatı ile mi böyle hafız kesilip gece gündüz kulağıma üfledim, sonra duyduklarımla, belki uydurduklarımla sağır, dilsiz ve taş kesildim, bilmiyorum. Dedim ya buraya nasıl gelindiği belli, ama dönüş yolu artık bana hem her tür aşinalıktan uzak, hem tarifsizce yorgun ve kırgınım, hem bilmediğim, ifşası yasak bir hastalığı senelerdir çekmeye o kadar alışmışım ki yaşamak aslen nerelidir, nasıldır, kimlerle geçinir bilmiyorum.
İletişim Yayınları
Senin amerikan espri anlayışından haberin yok...
Patronunun yazdığı tavsiye mektubunu edison'a uzattıktan sonra da geleceğiyle ilgili verilecek kararı beklemeye başlar. Mektupta şöyle yazmaktadır: "Bu dünyada iki büyük dahi tanıyorum. Biri sizsiniz Bay thomas edison. Diğeri de size gönderdiğim bu genç mühendistir." Cebinde sadece dört sent parası olan genç Tesla için bu işi
Sayfa 33-34 | Destek Yayınları
Geceyle gündüz arasına birdenbire kayan ve hiç bitmeyecek olan bir üçüncü zaman diliminde yaşadığımız duygusuna kapılmıştım.
Kendi dönemimi, çevremdeki insanları düşündüm. Bu kadar büyük kıyımlar, korkunç acılar yaşanmıyordu. Ama insanlar hâlâ, sanki bu hayatı nasıl zorlaştırabiliriz, nasıl çekilmez hale getirip mutsuzluğa neden oluruz diye, gece gündüz düşünüyorlar, sürekli bunun için uğraşıyorlardı.
… topraklarına ayak bastı basalı gece gündüz durmadan bir tek şey yapıyor: anımsamak.
Sayfa 16 - Can Çağdaş - 6. Baskı
1,500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.