KONVOY KİME, ALKIŞ KİME...? Ülkemizde sanki tek spor dalı futbolmuş gibi davranılıyor. Oysa birçok branşta elde edilen büyük başarılar hak ettiği değeri göremiyor. Özellikle kadın sporcularımızın başarıları çoğu zaman görmezden geliniyor. Futbolcular için özel uçaklar, konvoylar ve türlü ayrıcalıklar konuşulurken; voleybolcu kızlarımızın ve diğer başarılı sporcularımızın imkânları çoğu zaman sınırlı kalıyor. Oysa onlar da bu ülkeye gurur yaşatıyor, tarih yazıyor. Ülkemizde başarılarıyla örnek olan sayısız kadın sporcumuz var. Emekleri, azimleri ve kazandıkları başarılar daha çok konuşulmayı, daha çok alkışlanmayı hak ediyor. Bazen asıl alkışlamamız gerekenleri görmezden geliyoruz. Hele ki söz konusu kadınlar olunca... Başarı cinsiyet tanımaz. Başarı; emek, disiplin ve fedakârlığın eseridir. Ey ahali, uyanın! Filenin Sultanları Tarih Yazıyor 🇹🇷Türkiye Milli Voleybol Takımımız günlerdir tarih yazıyor. Sevinin, gurur duyun, alkışlayın. Çünkü onlar bu ülkenin ortak gururudur.👏 Bravo bizim kızlara! Aylin Özgür
EMEKLERİNİZİN KARŞILIĞINI ALMANIZ DİLEĞİYLE
yarın o büyük sınava girecek olan herkese kalbimin en en derin yerinden kocaman başarılar diliyorum... günlerdir, aylardır hatta belki yıllardır ne kadar çok yorulduğunuzu, uykusuz kaldığınızı ve ne büyük emekler verdiğinizi çok iyi biliyorum. o yüzden içiniz hiç kıpır kıpır etmesin, endişelenmeyiin umarım yarın o kitapçığın kapağını açtığınızda her şey tam da kalbinizden geçtiği gibi çok güzel ilerler. bildiğiniz, çalıştığınız yerlerden gelir sorular ve heyecanınıza hiç yenik düşmezsiniz. siz zaten elinizden gelenin en iyisini yaptınız, gidip o emeğin karşılığını toplama zamanı! dualarım, güzel enerjim ve kalbim tamamen sizinle. kendinize çok ama çok güvenin, siz her şeyin en güzelini hak ediyorsunuz zatiii. sınavınız musmutlu ve aşırı kolay geçsin, şimdiden hepinize sonsuz başarılar, şansınız bol olsuuun💗😭🫂
İleti
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bugün olduğun kişi, çocukken hayalini kurduğun kişi mi ?
Manavgat'taki son günlerim... Evdeki yalnızlık o kadar derin ve sessiz ki evin içinde yürürken duvarlarla konuşmaya başladım bugün. İnsan bazen sessizliğin de bir ağırlığı olduğunu unutuyor. Oysa sessizlik de taşınırmış meğer; omuzlarda, göz kapaklarında, gecenin tam ortasında insanı uykusundan uyandıran düşüncelerde... Bu evin içinde günlerdir yalnızım ama ilk kez bu kadar yalnız hissettim kendimi.Bu akşam güneş yavaş yavaş odanın içinden çekilirken gölgem duvara vurdu. Her zamanki gibi peşimdeydi. Ama ilk kez bana ait değilmiş gibi duruyordu. Sanki yıllardır sustuğu her şeyi söylemek için bekliyormuş gibi... "Aşkın..." dedi. Sesinde garip bir yorgunluk vardı. "Ne oldu?" "Seni bir yere götüreceğim." "Nereye?" "Kendine." Bu cevabı duyunca istemsizce güldüm. Çünkü insan kendinden kaçmak için ömrünü harcıyor da sonunda yine kendine varıyor. Ama bu kez güldüğüm şeyin içinde huzur yoktu. Daha çok, yıllardır aynı yerde dönüp durduğunu fark eden bir yolcunun yorgunluğu vardı. Gölgem konuşmadı.Sadece elini uzattı. Sonra birden ev kayboldu. Ve kendimi bir çocuğun karşısında buldum. Yaz güneşi vuruyordu yüzüne. Dizlerinde toz vardı. Ellerinde küçücük yaralar... Koşuyordu. Yorulana kadar koşuyor, düşünce ağlıyor, ağlaması bitince yeniden ayağa kalkıyordu. Hayat ona henüz yenilgiyi öğretmemişti. Kalbinin üzerine henüz hiçbir ağırlık bırakılmamıştı. İnsanların söyledikleri sözlerin bazen yıllarca insanın içinde yaşayabileceğini bilmiyordu. Bir gün sevmenin acıtacağını da bilmiyordu. Bir gün kendisini anlatmak için onlarca cümle kurup yine de anlaşılamayacağını da... Sadece gülüyordu.Öyle içten gülüyordu ki gözlerim doldu. Gölgem yanıma geldi. "Bak ona." Bakıyorum zaten.
Günlerdir aklımda olan hep sorguladığım bir durum vardı bu sabah karşıma şöyle bir yazı çıktı... ..."Hz. Yusuf'u başına gelen bu ihanette en çok üzen şey neydi gençler, biliyor musunuz? 'Bana bunu neden yaptılar,' diyordu. 'Ben onları severken, ben onları üzecek hiçbir şey yapmamışken, onlar neden bu zulmü bana reva gördü? Ben onlara ne yaptım ki?' Ah, güzel yüzlü Yusuf, kalbi yüzünden de güzel olan Yusuf, bilmiyordu ki kötüler kötülük yapabilmek için bir gerekçeye ihtiyaç duymazlar.".... Sonra anladım ki İyiliğin, sevginin ve emeğin karşılığında haksızlık gördüğümüzde hep bir sebep ararız. Çünkü anlamlandırmak, taşımaktan daha kolay gelir. Ama dünya böyle bir yer bazen hiçbir şey yapmamış olmak en büyük nefretin sebebi olabiliyor. Herkes kendi içindeki karanlığı yansıtıyor...
Duygu ve Düşünce
Namaz, kulun Allah’tan lütuf ve ihsan aldığı en büyük kapılardan biridir. Bu sebeple bir vakit namazı kaçırmak üzere olan kimse, sadece bir görevi ertelediğini değil, belki de kendisi için takdir edilmiş bir lütfu kaçırdığını düşünmelidir. Çünkü Allah’ın hangi vakitte hangi kapıyı açacağını, hangi duayı kabul edeceğini, hangi sıkıntıyı gidereceğini insan bilemez. Belki günlerdir yapılan bir duanın kabulü o namaza bağlanmıştır. Belki verilecek bir huzur, bir bereket, bir ferahlık yahut bir kurtuluş tam o vakitte takdir edilmiştir. Bu yüzden namaza yalnızca bir sorumluluk olarak değil, ilâhî ikramların dağıtıldığı bir buluşma vakti olarak bakmak gerekir. Zira insan bazen neyi kaçırdığını fark etmez; fakat Allah’ın lütfundan mahrum kalmak, fark edilmeyen en büyük kayıplardan biridir.
Finaller sonrası rutin okumalara dönüş. :) Bu ileti, başlangıç için tarihe not düşülmesi içindir.:) Ambalaja veda edip günlerdir okunmayı bekleyen soldaki (Churchill ve İlhan Berk hariç) kısmı ay çıkmadan bitirmeyi hedefliyorum, inşallah.