Hızla gelen zenginlik aynı şekilde elden kayıp gider.
Yavaş yavaş gelen zenginlik sahibine zevk ve tatmin verir, çünkü bilgi ve ısrarlı bir amacın mahsulüdür.
Fırsatlar herkesin eline geçti. Bazıları bu fırsatlara sarıldı, bazılarıysa en derin arzularını tatmin etmek için yola çıktı. Bazıları da duraksadı, harekete geçemedi ve geride kaldı.
Eğer zengin bir adam yeni bir saray yaparsa ödediği altınlar yitirilmiş mi sayılır? Hayır, altınların bir kısmı tuğla ustasında, bir kısmı inşaat işçisinde, bir kısmı sanatçıdadır. Eve emek veren her kişi, zenginliğin bir parçasına sahip olmuştur. Saray bittiğinde değeri bütün bu masrafların toplamı değil midir? Üzerinde olduğu toprağın değeri sarayın varlığıyla birlikte artmamış mıdır? Peki yanındaki arsa, saray orada olduğu için daha değerli değil midir? Zenginlik sihirli şekillerde büyür. Hiç kimse sınırlarını bilemez. Fenikeliler denizde gelen ticari zenginlikleriyle çıplak sahillerde görkemki şehirler inşa etmediler mi?