Türk edebiyatının coğrafyayı aşan evrensel ve anıtsal kalemi Yaşar Kemal’in 1976 yılında yayımlanan sarsıcı klasiği "Yılanı Öldürseler", toplumsal cinnetin, batıl inançların ve töre kıskacının bir çocuğu adım adım nasıl katile dönüştürdüğünü anlatan dehşet verici bir Anadolu trajedisidir. Roman; babası Halil’in kanlı bir pusuyla öldürülmesinin ardından, Anavarza kayalıklarının gölgesinde, köy halkının ve acımasız büyükananın yoğun psikolojik baskısı altında kalan dokuz yaşındaki Hasan’ın dramını odağına alır. Suçsuz, adeta mitolojik bir tanrıça kadar güzel olan annesi Esme’nin üzerine atılan namus iftiraları ve babasının ruhunun "kırmızı bir yılan" olarak hortladığına dair uydurulan efsaneler, küçük bir çocuğun saf zihnini zehirlemeye başlar. Yaşar Kemal; Çukurova’nın o yakıcı sıcağını, doğasını, kırlangıçlarını ve ağıtlarını romana birer canlı karakter gibi işlerken, mülkiyetçilik ile yoğrulmuş ataerkil toplum düzeninin insan ruhunu nasıl vahşileştirdiğini cerrah titizliğiyle deşer. Yazarın o şiirsel, destansı ve halk anlatılarından beslenen görkemli dili; bu eseri basit bir töre cinayeti hikayesi olmaktan çıkarıp, kolektif suçluluk psikolojisini ve masumiyetin yok edilişini haykıran, dünya edebiyatı çapında çok katmanlı bir edebi anıta dönüştürür.