• 232 syf.
    ·5 günde
    Bir çırpıda okunan kısa kısa hikayelerden oluşmuş güzel bir kitap. İçinde mutlaka kendinizi bulacağınız, size yol gösterici nitelikte bilgiler veriyor. Ben çok şey buldum.Kendimi, düşüncelerimi değiştirmeye karar verdim sayesinde..
    "Kaç yaşında olursan ol, başından ne geçmiş olursa olsun; kalbin temizse hikayen mutlu biter."
  • 232 syf.
    ·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Kenzaburo Oe, 1994 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış bir yazar. 1964 yılında yazdığı "Kişisel Bir Sorun" romanından bir yıl önce kendi oğlu Hikari beyin fıtığıyla dünyaya gelmiş ve yazar bu durumdan çok etkilenmiş. Bu sebepten eserde anlatılan Bird karakterinde yazardan izler bulmak mümkündür.
    .
    Bird karakteri, evlenmiş ama kendini evliliğe tam olarak hazır hissetmeyen, hele baba olmaya hiç hazır olmayan biri. İnsanlardan kaçış ve bir sığınak olarak gördüğü Afrika'ya gezi düzenlemek ister. Ancak çocuğunun olacağını öğrenmesi, üstüne üstlük çocuğun "beyin fıtığı" hastalığı ile doğması Bird'ü iyice arada bırakır. Artık beklediği tek şey çocuğun hastalığından dolayı ölmesidir. Acaba yazar kendi çocuğunun engelli olması üzerine onu da ortadan kaldırılması gereken bir varlık olarak düşünmüş müdür? Çocuğuna isim vermez çünkü isim verirse onu kabul edecektir.
    .
    Bu gelgitler içinde kalan Bird'ün çareyi sığınak olarak gördüğü kadın karakter Himiko ve onun cinselliğinde araması da dikkat çeken bölümlerden.
    .
    Bird karakterini okurken, bu nasıl baba, böyle insan olmaz olsun, karısı hâlâ hastanedeyken kendisi başka kadınlarla bir arada gibi sorular zihnimizde dolaşıyor. Sonunun güzel bağlandığını düşündüğüm, başkarakterin psikolojisinin iyi verildiği, tam da çocuğumun olacağı bir dönemde okuduğum eser, okurken beni de "babalık" kavramıyla ilgili oldukça düşündürdü.
  • "Her şey çok güzel olacak" masalı yerine,
    "Kötü şeyler de olacak ama ben hep yanında olacağım..."
    "SAMİMİYETİ" daha da güzel...
  • Genellikle yaşamın en güzel bölümleri hemen hiçbir şey yapmadığımız anlardır. Vaktinizi tümüyle ense yaparak geçirirsiniz .Her şeyin anlamsız olduğunu fark ettiğiniz zaman bunun ayrımına varmış olmanız yaşamınızı anlamsız olmaktan kurtarır aslında .Ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Benimkisi iyimser kötümserlik."
  • Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim
    Parlak bir inciydin benim için
    Paha biçilmez bir inci
    Ben seni soğuk ve yağmurlu bir günde
    Seni düşünürken gülüşündeki sıcaklığın içime dolup ta
    Beni sardığı bir anda sevdim
    Seni sadece selvi boyun, siyah saçların ya da kara gözlerin
    Güzel bir yüzün var diye değil
    Fikirlerinle, konuşmandaki güzelliğin ve benim o kor halde yanan yüreğimle sevdim
    Ben seni derinden ve hissederek sevdim
    Her kalp atışımda vücudumun dört bir köşesine yayıldığını
    Beni sardığını her nefes alışımda ciğerlerime işlediğini bilerek sevdim
    Seni kış gecelerinin o soğuk yatağında birlikte uyuyup beni ısıttığın
    Yaz sıcağında uyuyamayıp sıkıntılarım olduğun
    Ve rüyalarımda buluştuğumuz gecelerde sevdim
    Seni ellerinden tutup kanımın kaynadığı
    Kalbimin yerinden fırlayacağını hissettiğim anlarda
    O ıslak dudaklarınla beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim
    Ben seni o sensiz anlardaki boş ve değersiz geçen dakikalarda
    Kayıp zamanlarımızda, seni arayıp bulamadığım
    Çaresizlik içinde olduğum, içki sofralarını dost bildiğim anlarda sevdim
    Sen ne kadar uzak olsan da,
    Aramızdaki kilometreler nasıl çoksa
    Ben de seni o kadar yoğun ve o denli çok sevdim
    Seni kalbimde yanan ateşin ile
    Zihnimde oluşan hayallerin o ay parçası çehrenle
    Bana derinden bakan o gözlerindeki ışıltıyı göreceğim anları beklerken
    Kalbimin yanıp tutuştuğu anlarda
    Gelip bu ateşi alevlendirerek
    Bana sarılarak beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim


    Korkuyorum!
    Hakettiğin mutluluğu sana verememekten korkuyorum.
    Seni beni sevdiğinden fazla sevememekten korkuyorum.
    Senin sevgine layık olduktan sonra başkaları tarafından o sevgiyi kaybetmekten korkuyorum.
    Seni kazanayım derken kaybetmekten korkuyorum.
    Aramızdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum.
    Senin kalbini daha fazla kırmaktan korkuyorum.
    O temiz ve masum göz yaşlarını daha fazla akıtmaktan korkuyorum.


    Evet korkuyorum;
    seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten …
    Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.
    Ya da yanlış anlaşılmaktan korkuyorum.
    Uçurumun kenarında yalnız kalmaktan korkuyorum.
    Dostluğuna doyamadan ulu orta yalnız kalmaktan korkuyorum.
    Yüreğimdeki o ince sızının bir gün çoğalmasından ve beni sarmasından korkuyorum.
    Sevgi denen güzelliğinin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum.
    Dostluğun ölüp yerine nefretin yeşermesinden korkuyorum.


    Korkuyorum evet;
    seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten…
    Bir çiçek misali ne ellemeye ne de koparmaya kıyamıyorum uzaktan seyrediyorum çünkü;
    Seni daha fazla incitmekten korkuyorum.
    Ömründe yaşadığın mutluluğu huzuru sana yaşatamamaktan korkuyorum.
    Sana kalbimden fazlasını verememekten korkuyorum.
    Sonunda sana gözyaşından başka bir şey bırakamamaktan korkuyorum.
    Seni sevmekten değil;
    dostluğunu suistimal etmekten,
    Seni kaybetmekten ve değerini bilememekten ve Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum.
    Belki de çok fazla korkuyorum …
    ÇÜNKÜ; BEN İLK DEFA SEVİYORUM…
  • 303 syf.
    ·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
    "insanlar her şeyin fiyatını biliyorlar da
    hiçbir şeyin kıymetini bilmiyorlar. "


    1 saattir hangi cümleyi yazmalıyım diye düşünürken neredeyse kitabı baştan sona okuyordum.
    Bu kitap benim için çok ama çok kıymetli.

    Ben bu kitabı ölmeden okunması gereken kitpalar listesine, yaşamak için okunması gereken listesine, alışveriş listesine, telefon listesine...
    Her listeye dahil etmek istiyorum kısaca.

    Bu kitap Oscar Wilde'in tek romanı. Yani başka yok. Bunu bilmek beni üzse dahi diyorum ki, on tane roman yazsa belki bu roman bu kadar güzel olmazdı.
    Bu eser biraz otobiyografik.
    Döneminde yaşadığı sorunları ele alıyor. Kendi sorunlarını ve topluma bakış açısı.
    Romanının üç ana karakteri için şöyle demiş yazar : “Basil Halward, ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda…”
    Beni en çok etkileyen kısımlardan biri aşık olduğunu zannettiği kızın mevki ve şöhretini kaybettiği yerde aşkının bitmesi oldu.
    Neden?
    Çünkü bazen kendimde sık sık birine aşık olurken ne yaptığı ile ilgilendiğim geliyor aklıma.
    Doğru değil mi?
    Yanlış olsa da doğru.

    En vurucu cümle benim için, "Toplum korkusu ve Tanrı korkusu: Bizi yöneten iki şey işte bunlar."

    Yazar, evlilik, aşk, gençlik, ölüm, yaşam hepsini ele alıyor bu eserde ve abartısız bütün söylediklerine katılıyorum.
    Bir kitap okunurken hiçbir yerde sıkılmadan olur muymuş, olurmuş.

    Kitapta güzellik unsuru en çok ilgimi çeken şey oldu. Bir erkeğe göre güzellik neden daha önemli hale gelmiştir.
    Biraz araştırma yapınca elbet anlaşıldı.
    Kendisi o dönemde ağır buhran yaşamış ve içindekileri ortaya koymamış.

    Öyle çok sevdimki yazarı. Öyle iyi anladığımı hissediyorum ki ilk defa birini.
    Umarım herkes okur ve en azından bundan sonra kimselere bu derin buhranları yaşamak zorunda bırakmayız.