Çabalarımız hiçbir zaman boşuna değildir. Çünkü biz sonuçtan değil süreçten sorumluyuz. Bu çok kilit bir cümledir.
Bir doktor hastasına karşı elindeki tüm tedavi imkanlarını kullanmaktan sorumludur fakat onu yaşatmaktan sorumlu değildir. Biz de süreçten sorumluyuz. Sonuca odaklandığımızda kendimizi sürekli başarısız hissediyoruz. Hâlbuki süreci dogru yönetip olması gerekenleri yapmışsak, sonucu elde edemesek de başarılı sayılırız.
İnsanın kararları, duygularının etkisi altında kaldıkça adaletten uzaklaşma ihtimali artar. Özellikle sevgi/bağlılık ve öfke/nefret duygularının oluşturduğu ön yargilar insanin adil olmasının önündeki en ciddi engellerdir. Kur'an-ı Kerim bizi bu iki üç duygunun sürükleyeceği haksızlık konusunda bilhassa uyarır.
"Ey İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahitler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun, bu, Allah'a karsi gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allahtan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden haberdardır." (Maide, 8)